Hoş geldin!

Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan, hoş geldin!

Allah (s.w.) seni güzel yaşamak nasip etsin cümlemize…

Tutacağımız oruçlar kılacağımız namazlar kabul olsun inşAllah…

11 aylık yoldan geldin inşAllah mutlu ayrılırız.

Hep içimizde kalırsın da hayatımız Ramazan gibi olur.

Hayatı Ramazan gibi olanın ahireti bayram gibi olur…

inşAllah bayramlara ereriz.

İnşAllah yapacağımız dualar kabul olur.

Hayırlı kapılar açar Rabbim cümlemize…

amin.

Üniversite Temsilcileri Aranıyor!


Türkiye’nin En Genç, En Sıra Dışı Derneği
Üniversite Temsilcilerini Arıyor

Bugüne kadar gerçekleştirdikleri sıra dışı projeler, yüzden fazla etkinlik
ile gençlerin kendilerini keşfetmeleri ve potansiyellerinin ortaya çıkması için
çalışmalar yapan Düşün Taşın Derneği, “Üniversite Temsilcilerini” arıyor.

Türkiye’nin en genç ekiplerinden biri olan Düşün Taşın Derneği; “Sosyal Girişimcilik”
ve “Sosyal Sorumluluk” projeleri üzerinde faaliyetlerini sürdürüyor. Derneğin en ehemmiyet
verdiği kuruluş amacı: Türkiye’de kitap okuma sevgisi ve bilincini arttırmak.

Düşün Taşın Derneği bugüne kadar İstanbul ve çevresinde; 58 farklı mekân ve tarihte Kitap
Okuma Günleri, birbirinden farklı 50 konu başlığı ile DüşünME TaşınMA Toplantıları
gerçekleştirdi. Dernek 2011’in son çeyreğinde, projelerini Türkiye’nin 7 bölgesinde, 13 ili
kapsayan bir Türkiye turnesi ile farklı illerde gerçekleştirmeye hazırlanıyor.

Düşün Taşın Derneği projelerinin daha geniş kitlelere ulaşması için üniversiteler ile daha sıkı
bir iletişim kurmak amacıyla “Üniversite Temsilcilerini” arıyor.

Dernek, geçtiğimiz dönem gelen davetler doğrultusunda 13 üniversitede sunumlar
gerçekleştirdi. Gittiği her il ve üniversitede projelerini anlattı. Düşün Taşın Derneği bundan
sonraki süreçte o illerde ve üniversitelerde projelerini duyurmak, ortak çalışmalar yapmak ve
mevcut projelerini farklı illerde de gerçekleştirmek için “Düşün Taşın Derneği Üniversite
Temsilciliği” oluşumunu aktif hale getirmeye karar verdi.

Düşün Taşın Derneği “SİZİ ARIYOR!”

06 Haziran 2011 Pazartesi günü başlayan başvurular için ilgili linkteki formları doldurmanız
yeterli olacak.( http://www.dusuntasin.net/basvuru-formu/)

20 Haziran 2011 tarihine kadar talepler toplanacak. Temsilcilik adaylığı başvurularını Dernek
Yönetim Kurulu olarak değerlendirecek. 26 Haziran 2011 Pazar günü de İstanbul’da Holiday
INN otelde bir oryantasyon gerçekleştirilecek. Bu oryantasyon sürecinde adaylara gerekli
bilgilendirme ve mülakatlar yapılarak tüm kamuoyuna “Düşün Taşın Derneği Üniversite
Temsilcileri “ ilan edilecek.

Türkiye’nin “Düşünen Taşınan” insanlarını daha güzel bir dünya, daha güzel bir gelecek için
birlikte değer üretmeye davet ediyoruz.

Düşün Taşın Derneği

www.dusuntasin.net

ADAYLARDA ARADIĞIMIZ KRİTERLER

1) Düşün Taşın Derneği’nin vizyonuna uygun bir misyon sahibi olmak.

2) Kitap okumayı çok ama çok sevmek

3) Üniversite öğrencisi olmak (en fazla 3.sınıf öğrencisi olabilir)

4) Girişimcilik ruhuna sahip olmak

5) En az üç kişilik bir kadroyla çalışmak.

6) Sürekliliği sağlayabilmek

7) Yeniliklere açık olmak.

8 ) Organizasyon yeteneğine sahip olmak

Düşün Taşın Derneği Hakkında:

Düşün Taşın Derneği, 12 Ocak 2010 tarihinde kurulmuş, temelleri 2006 yılında üniversiteli 8 genç tarafından atılmış olan bir

sivil toplum kuruluşudur.

Türkiye’deki kitap okuma alışkanlığını ve sevgisini arttırmak amacıyla bugüne kadar 100 farklı etkinlik düzenlemiş

olan dernek, ‘’Toplu Kitap Okuma Günü’’ kavramını dünya literatürüne taşımak için gönüllü büyük bir genç kitle ile

çalışmalarına devam etmektedir. Yaptığı etkinliklere bugüne kadar 23.000 kişinin katıldığı Düşün Taşın Derneği, Türkiye’de

herkesin günün her saatine bir sayfa denk gelecek şekilde 24 sayfa kitap okumayı ve okutturmayı kendisine hedef edinmiştir.

Bilgi ve İletişim:

Düşün Taşın Derneği, 0212 501 49 87 Cep: 0535 264 94 03 dusuntasin@dusuntasin.net

Facebook sayfamız

Desteklemek için Facebook sayfamızı beğenebilirsiniz.

tıklayın

Tevhid Tabibi

Namaz’ın manası


Ey imam, namaza başlarken Allâhu ekber demenin mânâsı şudur: “Allâh’ım, biz senin huzûrunda kurban olduk.” Kurban keserken Allâhuekber dersin işte, öldürülmeye layık olan nefsi kurban ederken de bu söz söylenir. O esnada beden İsmail, can da Halîl İbrahim gibidir. Can, bu semiz bedenin hevâ ve hevesini kesmek için tekbîr getirince Beden şehvetlerden, hırslardan kurtulur, namazda “Bismillahirrahmânirrahîm” demekle kurban olur gider. Namaz kılanlar, kıyâmette olduğu gibi, Allâh’ın huzûrunda saflar halinde dururlar, sorguya, hesap vermeye, yalvarmaya koyulurlar.
Namazda gözyaşı dökerken ayakta durmak, kıyâmet günü dirilerek, kabirlerden kalkıp mahşer yerinde Allâh’ın huzûrunda ayakta durmağa benzer. Cenâb-ı Hakk; “Sana verdiğim bu kadar mühlet içinde ne yaptın? Ne kazandın, ve bana ne getirdin?” diyecek. Ömrünü ne ile, ne işlerle, ne gibi ibâdetlerle, ne iyilikler yaparak harcadın, bitirdin? Sana verdiğim rızkı, kuvveti, gücü ne ile yok ettin? Gözünün nûrunu nerede tükettin? Beş duygunu nerelerde kullandın?
Gözünü, kulağını, aklını, irâdeni, bileğini, arşa ait olan bütün bu kuvvetlerini, neye, nerelere harcadın da onlara karşılık, bu dünyada neyi satın aldın? Sana kazma gibi, bel gibi el, ayak verdim. Onları sana ben bağışladım;onlar ne oldular?” Allâh’ın huzûrunda bunun gibi derde dert katan yüz binlerce haberler, sualler gelir.
Namazda kıyamda iken, kula gelen bu sözlerden kul utanır, utancından iki büklüm olur ruküa varır. Utancından ayakta durmağa gücü kalmaz, ruküda: “Subhane rabbiye’1-azîm” diyerek Allâh’ın noksan sıfatlardan berî olduğunu söyler.
Sonra o kula Hakk’tan ferman gelir; “Başını kaldır da sorulan sorulara cevap ver.” denir. Kul utana utana başını ruküdan kaldırır; fakat, dayanamaz; o günahkar, utancından yine yüz üstü yere kapanır.
Ona tekrar; “Secdeden başını kaldır da, yaptıklarından haber ver.” diye ferman gelir. O bir kere daha utanarak başını kaldırır ama, dayanamaz yine yılan gibi yüz üstü düşer.
Cenâb-ı Hakk; “Tekrar başını kaldır da söyle, yaptıklarını kıldan kıla, birer birer senden soracağım” diye buyurur.
Allâh’ın heybetli hitabı, onun rûhuna te’sir ettiği için, ayakta duracak gücü kalmamıştır. Bu ağır yük yüzünden ka’deye varır, dizleri üstüne çöker. Cenâb-ı Hakk ise; “Haydi söyle, anlat.” diye buyurur.
“Sana nimet vermiştim, nasıl şükrettiğini söyle; sana sermaye vermiştim, onunla ne kâr elde ettiğini göster.” Kul yüzünü sağ tarafına döndürür, peygamberlerin rûhlarına ve meleklere selam verir. Onlara niyâzda bulunur da der ki: “Ey mânâ pâdişahları, bu kötü kişiye şefaat edin, bu günahkarın ayağı da, örtüsü de çamura battı.” Peygamberler selam veren kula, derler ki: “Çâre ve yardım günü geçti, gitti. Çâre dünyada olabilirdi, orada hayırlı işler yapmadın, ibâdet etmedin, öğünler geçti.
Ey bahtsız kişi, sen vakitsiz öten bir horoz gibisin; git, bizi üzme, bizim kalbimizi kırma.”
Kul yüzünü sola çevirir, bu defa akrabalarından yardım ister, onlar da ona; “Sus.” derler. “Ey efendi, biz kimiz ki sana yardım edelim, elini bizden çek de kendi cevâbını Allâh’a kendin ver.” derler.
Ne bu taraftan, ne o taraftan bir çâre bulamayınca, o çâresiz kulun gönlü, yüz parça olur.
O herkesten ümidini kesince, iki elini açar, duâya başlar.“Allâh’ım, herkesten ümidimi kestim. Evvel ve ahir kulunun başını vuracağı, sığınacağı sensin; senin rahmet ve mağfiretine son yoktur.” Namazdaki bu hoş işaretleri gör de, sonunda, kesin olarak işin böyle olacağını anla… Aklını başına al da namaz yumurtasından civciv çıkar, yâni namazdan mânen yararlan, yoksa dane toplayan bir şey öğrenememiş kuş gibi, Allâh’ın büyüklüğünü düşünmeden yere başını koyup kaldırma.

Hayat = Kısa Film

Sinemuslim‘den yine harika bir kısa film. Bu sefer kısa filmin tanımını yapmışlar.
Harika olmuş ellerine sağlık…

Kısafilm -tr- from SineMüslim on Vimeo.

Facebook sayfamız

Facebook sayfamızla da internet ortamındayız.

ziyaret için tıklayın MimNun Fun Page  

Kutlu Doğum 2011

Diyanet İşleri Başkanlığı Yine çok güzel bir videoya imze atmış.

Bu seneki Kutlu Doğum konusu olan Merhamet Eğitim çerçevesinde ” Merhamet Peygamberi” konulu bir video hazırlamışlar.

Harika olmuş.  Allah razı olsun.

Videoyu da içindeki metni de burada bulabilirsiniz.


Merhamet Peygamberi
İpinle çıktım kuyuya
Kuyuya çıktım ipinle
Dediler, çıkılası değildir kuyu
Karanlıktır, inilir.
İndir.
Dedim, nedir ki in?
Mağara, dediler.
Bilgelerine götürdüler.
Bir mağara düşün dostum,dedi
Duvarına gölgeleri yansır hakikatlerin
Gerçek sanırsın.
Ne zaman çıksan dışarı
Görürsün hakikatleri
Güneşi görür söyleyemezsin
Bir mağara düşün dostum yanılgılar ülkesi
Bu yüzden atıyor herkes kendini dışarı
Bu yüzden mi dışarıda hayat?
Bu yüzden mi sergilemek her şeyini güneşin altında ?
Ve hayatı güneşlere taşımak?
Karanlık korkusu bu yüzden mi? Continue reading

Harika bir namaz videosu

http://www.facebook.com/video/video.php?v=188271834549821

Ne güzel söyler Alper Abi!

“sevdik mi dolanırız kendimizle ha bire
yalnızlık peyda olur, bin bir çeşit yalnızlık…
başlar dama oynamaya bizimle dünya
istemesek de işte kurallıdır elimiz
son taşımız yetmez devirmeye o yari
çünkü dama böyledir; acı çekmek mecburi”

 

[alper gencer]

 

 

Genç Dergisi Mart 2011 sayısı

Filistin için Paris’ten bir ses geldi!

SULTANIN SIRRI

17 Aralık”ta vizyona girdi.

Aşura günü

Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

İSTANBULALE

 

istanbulale adında çok manidar ve güzel işlere imza atan bir siteyi tanıtmak istiyoruz sizlere.

hikayelerini kendi ağızlarından okuyalım isterseniz.

işte bu da sitenin adresi : istanbulale.com

 

Güneşli güzel bir gün de İstanbul aşığı üç genç yürek toplanıp bir hayal kuruyorlar, milyonlarca insan gibi onlarda İstanbul’u düşlüyorlar. Boğazı, Kız kulesini, Sarayları, Cafeleri birbirlerine anlatarak gönüllerinde yatan İstanbul’u resmediyorlar. Tadı damaklarda bırakan bir hoş sohbetin neticesinde, bir fikir doğuyor ”Neden İstanbul’u Konuşacağımız, İstanbul anılarımızı paylaşacağımız bir grup kurmuyoruz ?” diye. Başta çekimser ve şüpheci olan yaklaşımlar gün geçtikçe neden olmasın şekline dönüşüyor. Onlar İstanbul’un kendilerine sunduğu sonsuz güzelliklere duydukları şükranın göstergesi olarak bir proje geliştiriyorlar. Kısa bir süre bu üç genç tamam yedi genç oluyor tıpkı İstanbul’un yedi tepesi gibi.

Bu projede İstanbul’u çiçeklerin en güzellerinden ‘lale’yle hemhal ederek, İstanbul’a ve İstanbul tutkunlarına bir hediye vermek istiyorlar.

‘İstanbulale’ koyuyorlar hediyenin ismini; Continue reading