You are currently browsing the category archive for the 'hikayeler' category.

* Bir fıçının içine bir karınca düşmüş…
Bir insan gelmiş, fıçının başına,
karıncayı görmüş,
“Ne işin var senin burada”, demiş ve
karıncayı ezmiş, yok etmiş…
…
Bir fıçının içine bir karınca düşmüş…
Bir insan gelmiş, fıçının başına,
karıncayı görmüş,
“Kimseye zararın yok sevimli hayvan,
haydi fıçıda yaşamaya devam et” demiş…
…
Bir fıçının içine bir karınca düşmüş…
Bir insan gelmiş, fıçının başına,
karıncayı görmüş,
Bir kaşık şeker serpmiş fıçının içine…
…
Bu üç insan kimdir?
Birincisinin adı; BENCİL
İkincisini; HOŞGÖRÜ, diye çağırıyorlar
Üçüncü mü?… O, SEVGİ işte!…
(…Cosby)
alıntıdır.
Meclisteki Koku
Hz Ömer (RA) ile Cabir b Abdillah (RA) ve birkaç kişi bir yerde otururlarken bir ara Hz Ömer bir koku duyarak:
- Bu koku sahibi kimse, ona yemin veririm ki kalkıp abdestini tazelesin, dedi
Cabir:
- Ya Emire´l-mü´minin, sen yüz yemin versen bile, buradakilerin hepsi kalkıp abdest tazelemedikçe koku sahibinin yalnız kalkıp abdest tazeler mi, (tazelemesi doğru olur mu?) dedi..
Hz Ömer (RA):
- Sen cahiliyette de büyük bir insandın, İslamiyette de büyük bir insansın, dedi.
Televizyonda dinî bir program seyrediyorum. Ekrandaki kişi, ilâhiyat fakültelerinin birinde dekan olmalı. Eski asırlardaki mâneviyat büyüklerinden bahsederken:
– Onlar, göz ucuyla da olda nîsâ tâifesine bakmazlarmış, diyor. Nerede şimdi o büyük evliyâlar?
Duyduğum sözler damarıma dokunuyor. Ve her Müslüman’ın yapması gereken bir şeyin hiç yapılmıyormuş gibi gösterilmesi, beni tâ can evimden vuruyor. Biraz düşündükten sonra müthiş bir karar alıyor ve kendi kendime söz veriyorum: Hocanın “nîsâ tâifesi” dediği hanımlara, konuşmak için bile olsa bir hafta boyunca bakmayacak ve zamanımızda da büyük evliyâlar olduğunu ispatlayacağım.
Program bittikten sonra ekmek almak için dışarı çıkıyorum. Daha merdivenleri inerken, alt kata yeni taşındığını söyleyen kiracılarla karşılaşıyorum. Evde ne kadar kadın, kız, çoluk, çocuk varsa hepsi kapıda. Hanımlardan biri, benim Türkiye sınırlarını aşan sohbetimi duymuş olmalı. Daha görür görmez:
– Vayyy!… Cüneyd bey, diyor. Kızlarımın tarifinden tanıdım. Çay içmeye geleceğiz inşallah.
Read the rest of this entry »

Bir gün Amr bin Kays namaz kılıyordu. Yırtıcı bir hayvan onu pençeledi. O, namazını bozmadı. Namazdan sonra o, hayvanın sırtını okşadı ve şöyle dedi:
- Sen Allah’ın yırtıcı bir hayvanıysan, ben de onun kuluyum..
Bir ara ona şöyle sordular:
- Sen o hayvandan hiç korkmadın mı?
Şöyle dedi:
- Allah’tan başka kimseden korkmaktan, utanırım.
Kaynak : İbret Net



düşünceler