You are currently browsing the category archive for the 'örnek hayatlar' category.
Behlül Dana hazretlerine “kadı”lık teklif etmişler zamanında… o da :”Düşüneyim!” demiş ve gitmiş çöplüğe… Çöplükteki çöplerle oyalanmış biraz ve sanki onlarla da konuşuyormuş bir şeyler soruyormuş onlara derviş… onu izleyenler hayrete düşmüş…biraz sonra gelmiş yanlarına demiş”Yok ben kadı olmak istemem!” … “Niye ey Behlül?” denince dervişe o da -hocam anlatınca aklımın bir köşesine yer eden- şu cümleleri sarf etmiş :
-Gittim çöplerle hasbihal ettim. dedim sizi kim bu hale bu pis hale getirdi…onlar da dedi ki:”bizi bu hale insanlar getirdi. insanlarla içiçe olmadan önce tertemiz yiyeceklerdik. onlarla içiçe olunca da bizi bu hale getirdiler.” dediler. ben de kadılığı- beşerle içiçe olmayı istemiyorum.

“Kızdığı oluyor mu?..”
İmam-ı Tirmizi hazretleri “rahime-hullahü teâlâ”, kusuru daima kendinde bilir, kimsede hata kusur aramazdı.
Birine darılsaydı, daha iyi davranırdı o kimseye.
Herkese ihsanda bulunur, kendini üzenlere daha çok ihsan yapardı.
Komşuları da bilirdi bunu.
Bir gün hanımına gelip;
- Hakim-i Tirmizi’nin hiç kızdığı oluyor mu? diye sordular merakla.
- Elbette, oluyor, dedi.
- Peki, kızdığını nasıl anlıyorsun?
- İki şeyden anlıyorum. Birincisi, kızdığı zaman bize karşı daha iyi davranır, daha çok iyilik ve ihsan yapar. İkincisi de kızdığında daha çok ibadete sarılır, dedi.
Ve ekledi:
- Ayrıca biz bir kusur yaptığımız zaman kabahati kendinde bilir, “Ben iyi olsaydım, onlar bunu yapmazlardı” diye düşünür.
Gençliğin yüzde 11,2’si düzenli olarak kitap okurken yüzde 17,4′ü aralıklarla, yüzde 63,9′u ise düzensiz olarak ara sıra kitap okuyor. Gençler, kitap okumalarına engel olarak iş yoğunluğu, dersler ve televizyonu gösteriyor. İnternetin yaygınlaşması da kitapla mesafenin açılmasına neden oluyor.
Bu tablodan rahatsız bir grup genç “Sen de bu gidişe ‘dur’ demek istiyorsan benimle kitap okur musun?” diyerek sesini yükseltti. Bayrampaşa Gençlik Merkezi çatısı altında örgütlenen Düşün Taşın Kulübü üyesi gençler, kitap okuma kampanyası başlattı. Bayrampaşa Gençlik Merkezi’nde bugün başlayacak kitap okuma etkinliğine herkes davetli. İki haftada bir saat 12.00 ile 13.00 arasında katılımcılar kitap okuyacak ve okudukları kitapları 360 saniyede anlatacak.
Düşün Taşın Kulübü (www.dusuntasin.net ) 2007 yılının haziran ayında kurulmuş. Kulübün on üyesi var. Üyelerin tamamı yaklaşık 50 haftadır düzenli olarak kitap okuyor. Her hafta bir araya gelip okudukları kitapları 360 saniyede birbirlerine anlatıyorlar. Ayrıca üyeler blog sayfalarında kitapların içeriği hakkında bilgi veriyor, kanaatlerini paylaşıyorlar. Düşün Taşın Kulübü’nün kurucusu ve beyni Selim Çavuş, Fatih Üniversitesi Matematik Bölümü son sınıf öğrencisi. Selim Çavuş, “Ayda, belki de iki ayda bir kitap bile okumayan Düşün Taşın Kulübü üyesi arkadaşlarımız her hafta bir kitap bitirmeye başladı.” diyor. Düşün Taşın, farklı projeler de üretiyor. Kulüp üyeleri kendi çabaları ile çevrelerindeki insanlardan topladıkları kitapları Diyarbakır, Şanlıurfa ve Kırklareli illerindeki köy okullarına ulaştırmış. Her ile 1.200 kitap teslim edilmiş durumda.
Düşün taşın, İşin gücün kitap olsun!
Merve Özer 21 yaşında. Bir şirkette halkla ilişkiler sorumlusu olarak çalışıyor. Merve, her sabah işe giderken çantasına mutlaka bir kitap koyuyor. Öğle aralarında arkadaşları gezip sohbet ederken o, bir köşeye çekilip kitabını okuyor. Çünkü elindeki kitabı bir hafta içinde bitirip kitapla ilgili bir yazı kaleme almak zorunda. Merve’yi disiplinli bir okumaya sevk eden neden ise Düşün Taşın Kulübü üyeliği.
Bayrampaşa Gençlik Merkezi çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Düşün Taşın Kulübü (www.dusuntasin.net) 2007 yılının Haziran ayında kurulmuş. Kulübün 10 üyesi var. Kulüp üyelerinin tamamı yaklaşık 50 haftadır düzenli kitap okuyor. Her hafta bir araya gelerek okudukları kitapları 360 saniyede birbirlerine anlatıyorlar. Üyeler, blog sayfalarında kitapların içeriği hakkında bilgi veriyor, kanaatlerini paylaşıyorlar.
Kulübün kurucusu ve beyni Selim Çavuş. Fatih Üniversitesi Kariyer Planlama Merkezi’nde kariyer danışmanı olarak çalışıyor. Aynı üniversitenin matematik bölümü son sınıf öğrencisi. Kulübün nasıl kurulduğunu şöyle anlatıyor. “Araştırmacı-yazar Melih Arat tarafından geliştirilmiş olan ‘Sıra Dışı Yaşam Becerileri’ seminerini 20 kişilik bir üniversite öğrencileri grubuna sunmak ile başladım işe. O seminer programında yetenekli olan üniversite öğrencilerinden bir grup oluşturduk. Adına da dünyadaki emsallerinden esinlenerek “think tank” yani bizim hayalimizdeki karşılığıyla “Düşün Taşın” dedik. Ve arkadaşlar ile her hafta bir kitap okuyup bu okumuş olduğumuz kitapları oluşturacağımız blog sayfalarında yayımlamaya başladık. Ayda, belki de iki ayda bir kitap bile okumayan o Düşün Taşın Kulübü üyesi gençler haftada bir kitap okumaya başladı.” .

Benimle kitap okur musun?
Düşün Taşın Kulübü, çeşitli projeler üreten de bir kulüp. Kitap okuma projesi ve Kitap Kumbarası projesi bunlardan ikisi. Çavuş, her 15 günde bir olmak üzere kitap okuma günleri düzenleyeceklerini söylüyor. İlki Bayrampaşa Gençlik Merkezi’nde bugün başlayacak kitap okuma etkinliğine herkes davetli. Kulüp üyeleri, internet sitesinden şöyle sesleniyor. “Türkiye’de yıllık televizyon izleme oranı % 94. Kitap okuma oranı ise sadece % 4,5. Sen de bu gidişe DUR demek istiyorsan BENİMLE KİTAP OKUR MUSUN?”
İnsan düzgün olursa dünya düzelir
İki haftada bir saat 12.00 ile 13.00 saatleri arasında katılımcılar kitap okuyacak ve etkinliğin son yarım saatinde okunan bölümler 360 saniyede anlatılacak. Katılımcıların yanı sıra konuk olarak davet edilecek yazarlarla da sohbet edilecek. Selim Çavuş, niçin böyle bir proje hazırladıklarını bir hikâyeyle anlatıyor: Baba yorgun argın bir şekilde işten gelir, televizyonun karşısındaki koltuğa oturup gazetesini okumaya başlar. 6 yaşındaki kızı Elif Yağmur, babasının yanına gelir ve kendisiyle oyun oynamasını ister. Baba, gazete okuduğunu, bir saat sonra oyun oynayabileceklerini söyler. Çocuk gider ama beş dakika geçmeden geri gelir ve “Baba bir saat oldu mu?” diye sorar. Baba, olmadığını söyler ve gönderir ama beş dakika kadar sonra tekrar gelince bu şekilde gazetesini rahat okuyamayacağını anlar ve gazetedeki büyük bir dünya haritası resmini keserek parçalara ayırır, kızına verir ve şöyle der: “Bak bu dünya haritası, bunu ne zaman birleştirirsen haber ver; o zaman oyun oynayalım.” Çocuk gider ve baba rahat bir nefes alır, herhalde birkaç saate kadar pes eder diye düşünmektedir. 10 dakika sonra küçük kız geri gelip dünya haritasını birleştirdiğini söyleyince şaşırır ve gider bakar. Gördüklerine inanamaz ve ‘kızım herhalde bir dâhi’ diye düşünmekten de kendini alamaz, çünkü yerde, kesip parçaladığı dünya haritası doğru bir şekilde birleştirilmiş olarak durmaktadır. Kızına nasıl yaptığını sorar ve şu cevabı alır: “Dünya haritası resminin arkasında bir insan resmi vardı; onu birleştirince dünya birleşti.” Düşün Taşın Kulübü üyeleri, “İnsan düzgün olursa dünya da düzgün olur.” diyerek okumaya başladıklarını söylüyor. Kitap okuma kampanyası projenin ikinci ayağı olarak başlıyor.
Düşün Taşın Kulübü üyelerinin hayata geçirdiği projelerden biri de ‘Kitap Toplama Kampanyası.’ Düşün Taşın Kulübü üyeleri, kendi çabaları ile çevrelerindeki insanlardan topladıkları kitapları Diyarbakır, Şanlıurfa ve Kırklareli illerindeki köy okullarına ulaştırmışlar. Her ile 1 200 kitap teslim edilmiş durumda. Selim Çavuş, bu faaliyetlerinin artacağını söylüyor. Ve herkesten kitap beklediklerini belirtiyor. Çavuş, toplanan kitapları, dusuntasin.net adresine başvuran okullara ulaştıracaklarını ifade ediyor.
Çoğu 20′li yaşlarında olan gençlerin bir de sergi projesi var. Kitap okumaya gerekli önemin verilmemesinden duyduğu rahatsızlığı yine kitaplarla dile getirmeyi amaçlayan Düşün Taşın Kulübü üyeleri; kitaplardan tasarladıkları ürünleri sergilemeyi planlıyor. Üyeler, kitaplarda 50 farklı tasarım oluşturmuş. Önümüzdeki günlerde kitaptan yapılan biberondan tabuta kadar birçok ürün sergiye çıkacak. “Niçin böyle bir sergi?” sorusuna kulübün kurucu başkanı Selim Çavuş şu cevabı veriyor: “Bu sergi sayesinde okunmayan kitapların ne şekilde kullanılabileceğini vurgulayarak insanlara okuma bilincini kazandırıp kitap okuyan bir toplum oluşumuna katkı sağlamak.”
Düşün Taşın Kulübü üyeleri, bütün bu faaliyetleri gönüllülük esası üzerine yürütüyor. Bayrampaşa Belediyesi de maddi ve manevi anlamda bu gençlere kol kanat geriyor. Kulübün bir başkanı, yardımcısı yok. Bütün üyeler bir insan uzvunu temsil ediyor. Selim Çavuş kulübün beyni, Esra Bürge kalbi, Enes Özer kulağı, Mesut Çelik parmakları, Melike Ay damarları, Merve Özer dili, Meryem Dindar ağzı, Kadriye Atom burnu, Onur Avcı gözü, Yunus Becitise akciğerleri… Selim Çavuş, niçin böyle bir tercihde bulunduklarını şöyle anlatıyor: “Beyin kalbi bulur önce hayat bulmak için daha sonra bir bütün olmak için de kulaklar, dil, ağız, burun, parmak ve akciğerler geçer işin başına. Bu ekip, yaklaşık iki yıldır faaliyetlerine böyle devam ediyor.”
Düşün Taşın Kulübü üyelerinden Esra Bürge, kadın yazarları daha çok okuduğunu söylüyor. Onun favorisi Elif Şafak ve Nazan Bekiroğlu. Selim Çavuş ve Meryem Dindar’ın son dönemde okuduğu yazar ise Gündüz Vassaf. Mesut Çelik ise Hekimoğlu İsmail’in bütün eserlerini okumak istiyor. Bugüne kadar on kitabını okuduğunu belirtiyor. Kişisel gelişim kitaplarından romana, öyküye geniş bir sahada kitap okuyor bu gençler. Okudukları kitapla ilgili tespitlerini de blog sayfalarında paylaşıyorlar. Google’da arattırınca isimlerinin çıkması onları mutlu ediyor.
iletişim için :www.dusuntasin.net
ve
Bayrampaşa Gençlik Merkezi (BAYGEM) Tel: (02125678053)
m.tokay@zaman.com.tr ZAMAN

KISA ÖZGEÇMİŞ
1961¹de Samsun’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Sanata olan tutkusu yüzünden bir müddet Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi’ne devam etti. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine geçti. Üniversite hayatı sırasında Natuk Baytan’ın yanında reji asistanlığına başladı.
1976 yılında atıldığı sinema serüveni 1977 yılında çektiği ilk kısa metraj filmi olan “Karanlık Bir Dönemdi” adlı çalışmasıyla ilk meyvesini verdi. Film, 1982 yılında İFSAK tarafından “En İyi Film” ödülüne layık görüldü. 1982-86 yılları arasında gazetecilik yaptı. 1986′da ilk uzun metraj filmi olan “Gün Doğmadan” ile sinemaya dönüş yaptı.
ALDIĞI ÖDÜLLER
Gün doğmadan-1986
(Kültür Bakanlığı ve Yazarlar Birliği Ödülü.)
Çizme-1991
(Yazarlar Birliği Ödülü)
Beşinci Boyut-1993
(Uluslararası Salerno En İyi Film Ödülü)
52. Uluslararası Salerno Film Festivali Cumhurbaşkanlığı Büyük Ödülü
Gülün Bittiği Yer-1999
(1.Akdeniz Filmleri Festivali İnsan Hakları Özel Ödülü)
1999 Mevlana Büyük Ödülü
SİYAD Umut Veren oyuncu Ödülü
ayrıntılı bilgi : www.ismailgunes.net
Osmanlı pâdişâhlarının yedincisi. İstanbul’un fâtihi olup, İkinci Murad Hanın oğludur. 30 Mart 1431 (H. 833) Pazar günü Edirne’de dünyâya geldi. Annesi Candaroğulları âilesinden Hadîce Alîme Hümâ Hâtundur. Küçük yaşta tahsiline ve yetişmesine çok ehemmiyet verilen Şehzade Mehmed devrin en mümtaz alimlerinden ilim öğrendi. İlk hocası Molla Yegan’dı. Meşhur din ve fen âlimi olup zâhirî ve bâtınî ilimlerde mütehassıs Akşemseddîn hazretleri şehzâdenin her şeyi ile bizzat ilgilendi. 12 yaşına gelince devlet idâresini öğrenmesi için Edirne’den Manisa’ya vâli olarak gönderildi. Kısa bir süre sonra babası tarafından tahta çıkarıldı. Ancak bundan faydalanmak istiyen yeni bir Haçlı ordusu 1444 Eylülünde Türk topraklarına girdi. Vaziyetin ciddiyetini anlayan Sultan Mehmed yazdığı mektupla babasını yeniden saltanata dâvet etti. Bâzı rivâyetlerde bu talep üzerine, bir kısım rivâyetlere göre de, durumun vahâmetini takdir eden İkinci Murad, kendi reyi ile İstanbul Boğazından Avrupa’ya geçerek Edirne’ye geldi. Derhal idâreyi ele alarak Varna’ya hareket etti.Gerek Avrupa devletlerinin hasımca davranışları, gerek Anadolu’daki Türk beyliklerinin nizâmı bozucu hareketleri, devleti çok sarsmıştı. 1444 Varna Zaferi ile Osmanlı Devletinin temelleri tam olarak sağlamlaştırılmış oldu.
1451 târihinde babası İkinci Murad’ın vefâtı üzerine İkinci Mehmed, ikinci defâ Osmanlı tahtına oturduğunda 19 yaşındaydı. Read the rest of this entry »
Hicretin 6. senesinde, Müslümanlar Umre maksadıyla Mekke’ye doğru yola çıktılar. Ancak Kureyş müşrikleri Müslümanların, bu sene içerisinde Kâbe’yi tavaf etmelerine müsaade etmedi. Bu sıralarda Allah-ü Teâlâ Peygamberimize biat edilmesini emretti ve Müslümanlar Allah ve Resûlü yolunda canlarını feda edinceye kadar savaşacaklarına dair biât ettiler. Bu biata “Rıdvan Biatı” denilmiştir. Kureyşliler Medinelilerin Kâbe’yi tavaf etmelerine izin vermeyince iki taraf arasında Hudeybiye Antlaşması yapıldı.
Antlaşmaya göre;
- Müslümanlar ve müşrikler 10 yıl savaşmayacaklardı.
- Peygamberimiz ve sahabeler bu yıl Mekke’ye giremeyeceklerdi; ancak bir sonraki yıl girebilecekler ve burada üç gün kalabileceklerdi.
- Medine’deki Müslümanlardan Mekke’ye iltica edenler Müslümanlara iade edilmeyecek; fakat Mekke’den Medine’ye iltica edenler, istendiği takdirde geri verilecekti.
- Arap kabilelerinden isteyenler Peygamberimizle, isteyenler de Kureyşlilerle anlaşma yapabileceklerdi.
Peygamberimizin Hükümdarları İslâm’a Daveti
Read the rest of this entry »



düşünceler