Daily Archives: Mart 19, 2007

Canlı Hafıza İçin 10 Öneri

Image Hosted by ImageShack.us
1- Ters el alıştırması

Sağ eliniz yerine biraz da sol elinizi kullanmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın, kalemi ters elinizle tutun gibi… Sonuç olarak, rutin alışkanlıklarınızı kırar ve beyninizin kullanmadığınız diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz.

2-Çocuk oyunu alıştırması

İşe veya alışverişe giderken, tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın. Bu şekilde çok ender yaptığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini artırırsınız. Duyu organlarınızın ne kadar fazlasını kullanırsanız, hafızanız her zaman canlı kalır.

3-Harf alıştırması

Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Mesela, çift ´t´ ve ´m´lerin üzerini işaretleyin. Böylelikle konsantrasyonunuzun ne kadar uyarıldığını hemen hissedecek-siniz. Bu, zihnin canlanmasını artırır.

4-Polisiye alıştırması

“Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki saat önce ne yaptım?” gibi, genellikle polisiye romanlarında sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplayın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirebilirsiniz.

Okumaya devam et

99 names of Allah subhanehu weteala [farklı bir yorum]

bir haftalık evliya :-)


Televizyonda dinî bir program seyrediyorum. Ekrandaki kişi, ilâhiyat fakültelerinin birinde dekan olmalı. Eski asırlardaki mâneviyat büyüklerinden bahsederken:

– Onlar, göz ucuyla da olda nîsâ tâifesine bakmazlarmış, diyor. Nerede şimdi o büyük evliyâlar?

Duyduğum sözler damarıma dokunuyor. Ve her Müslüman’ın yapması gereken bir şeyin hiç yapılmıyormuş gibi gösterilmesi, beni tâ can evimden vuruyor. Biraz düşündükten sonra müthiş bir karar alıyor ve kendi kendime söz veriyorum: Hocanın “nîsâ tâifesi” dediği hanımlara, konuşmak için bile olsa bir hafta boyunca bakmayacak ve zamanımızda da büyük evliyâlar olduğunu ispatlayacağım.

Program bittikten sonra ekmek almak için dışarı çıkıyorum. Daha merdivenleri inerken, alt kata yeni taşındığını söyleyen kiracılarla karşılaşıyorum. Evde ne kadar kadın, kız, çoluk, çocuk varsa hepsi kapıda. Hanımlardan biri, benim Türkiye sınırlarını aşan sohbetimi duymuş olmalı. Daha görür görmez:

– Vayyy!… Cüneyd bey, diyor. Kızlarımın tarifinden tanıdım. Çay içmeye geleceğiz inşallah.
Okumaya devam et

necip fazıl’ın Hayatı ve Sanat Anlayışı

Image Hosted by ImageShack.us

1904’de İstanbul’da doğdu. Babası, Abdulbaki Fazıl Bey’dir. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da yaptı ve Mekteb-i Fünun-ı Bahriyye’den mezun oldu. İstanbul’da Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi ise de, bitiremeden ayrıldı. Bir aralık, hükümet hesabına yüksek öğrenimini yapmak üzere, Paris’e gidip Sorbon’a devama başladı. Fakat, orasını da bitiremedi. İstanbul’a döndükten sonra, bankalarda memur olarak çalıştı. Bir ara, Güzel Sanatlar Akademisi ile Devlet Konservatuarı’nda Türkçe öğretmenliği yaptı. Nihayet memurluktan ayrılarak, gazeteci ve yazar oldu. Ağaç (1936) ve Büyük Doğu (1943–1965) dergilerini çıkardı ve bazı günlük gazetelerde fıkra yazarlığı yapmaya başladı.

Necip Fazıl, Milli Mücadele devri sonlarında tanınmaya başlayan şairlerdendir. Şiirlerini 1922 yılında yayımlamaya başladı ve ilk şiir kitabı olan Örümcek Ağı’nı 1925’de bastırdı. Bunu 1928’de Kaldırımlar takip etti.

Bundan sonra yayımladığı kitaplar, daha önceki kitaplarında çıkmış şiirlerinden yaptığı seçmelere yenilerini de eklemek suretiyle meydana gelmiştir. Bu şekilde bastırdığı üç eserinden birisi Ben ve Ötesi (1932) ikincisi Sonsuzluk Kervanı (1955) ve üçüncüsü de Çile (1962) adlarını taşırlar. Şiirler, birincisinde kronolojik olarak yani yazıldıkları yıllara göre sıralandıkları halde; ikinci ve üçüncüde, konularına göre sıralanmıştır. Şair son kitabının müşterek olan önsözlerinde, bu kitaplarına aldığı şiirlerinden gayrisinin kendisi ile artık bir ilgisi kalmamış olduğunu bildiriyor.

Okumaya devam et

mekkeye guinesslik saat !

Dünya Bülteni internet sitesinde yer alan bir habere göre, Suudi Arabistan Kralı Abdullah Kâbe´nin karışısına ´Mekke Saat Kulesi´ inşa edilmesi için emir verdi. 380 metre yükseklikte olacak kulenin dört tarafında dört büyük saatin yer alacağı iki ana saatin 39 metre çapında olacağı ve üzerlerinde ´Allah´ isminin yazacağı belirtildi. Guinnes rekorlar kitabına girecek kulenin yapımının 6 ayda tamamlanacağı bildirildi.

Kaynak : Yeni Şafak

haber’den sonra ; ne gerek vardı demek elde değil… zaten KABE’nin her yerinde saat var.

ama böyle büyük bir saat kulesi yapacaklarsa başka bir yere yapabilirler. kutsal mekanın birçok ihtiyacı varken bunu yapmak gereksiz diye düşünüyorum.

hayırlsısı olsun.Rabbim sonumuzu hayr eylesin.

bu konu hakkında yorumlarınızı beklerim.

müslüman düşünürlerden sözler


Az malın hesabı daha azdır.

(Hazret-i Muhammed (s.a.v.))

——————————————————————————–
İlmin değeri de diğer mumların kendisinden ışık aldığı enerji kaynağına benzer.

(Nizamülmülk)

——————————————————————————–
Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.

(N. F. Kısakürek)

——————————————————————————–

Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.

(Necip Fazıl Kısakürek)

——————————————————————————–
Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok, nereden ve nasıl geldiğinizdir.

(Cenap Şahabettin) Okumaya devam et