40-43 Yaş

İlk Vahiy

Peygamberimize ilk vahiy 610 yılının Ramazan ayında, bu ayın 17. gecesinde, Hira (Nur) dağında, Cebrail tarafından getirildi. İlk inen ayetler Alak Sûresinin ilk beş ayetidir. Peygamberimiz kendisine ilk vahyin gelmesinden sonra korkuya kapıldı ve eve gelerek üstünün örtülmesini istedi. Daha sonra başından geçenleri Hz. Hatice’ye bildirdi. Hz. Hatice Peygamberimizin yaşadığı hadiseleri amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e anlattı. Varaka, Hz. Muhammed’in başına gelenleri işitince, Ona görünen meleğin Cebrail olduğunu ve Onun bu ümmetin peygamberi olacağını söyledi.

Peygamberimiz ilk vahyi aldıktan sonra, vahiylerde bir süre kesilme oldu. Bu hadiseye “İnkıta-ı Vahiy” denilmiştir. Bu süre 40 gün devam etmiş ve bu süre sonrasında tekrar vahiy gelmeye başlamıştır.

İlk Müslümanlar

Peygamberimiz İslâm’ı anlatmaya başladıktan sonra ilk olarak kendisine tabi olan, hanımı Hz. Hatice oldu. İkinci Müslüman ise Ebû Talib’in oğlu Hz. Ali’dir. Hz. Ali ilk çocuk Müslüman olarak da bilinmektedir. Aynı zamanda dördüncü halife olan Hz. Ali, Esedullah (Allah’ın Aslanı) ünvanıyla anılmaktadır.

Bu iki kişinin Müslüman olmasını Hz. Zeyd bin Harise’nin Müslümanlığı takip etti. Hz. Zeyd de İslâmiyet’i seçen ilk köle oldu. Daha sonra ise Peygamberimizin en yakın dostu Hz. Ebûbekir Müslümanlar safında yer aldı. Hz. Ebûbekir, Mi’râc hadisesinden sonra Peygamberimize olan sadakatinden dolayı “Sıddık” ünvanını alan sahabe olacaktır.

İlk Müslümanlardan olan Hz. Bilal, Müslümanların amansız düşmanı Ümeyye bin Halef’in kölesi iken, Hz. Ebûbekir vasıtasıyla İslâm’la şereflendi. İslâmiyet’i kabulünden sonra ağır işkencelere maruz kalan Hz. Bilal, aynı zamanda Peygamberimizin müezzinidir.

Hz. Osman ise, gördüğü bir rüya sonrasında Peygamberimizin huzuruna geldi ve İslâm’ı kabul etti. Bunun üzerine ağır işkencelere maruz kaldı, buna rağmen dininden dönmedi. Daha sonraları, Peygamberimizin kızı Rukiyye ile evlendi. Hz. Rukiyye ölünce, yine Peygamberimizin kızlarından olan Ümmü Gülsüm ile nikahlandı. Peygamberimizin iki kızıyla evlendiği için kendisine “Zinnureyn” ünvanı verilmiştir.

Gördüğü rüya neticesinde İslâm’la şereflenenlerden biri de Hz. Talha bin Ubeydullah’tır. İslâm’ı kabulünden sonra O da işkencelere maruz kaldı. Son derece cömert ve cesur olan bu sahabe, Uhud Harbinde Peygamber Efendimize atılan oklara elini tutmuş ve bu yüzden parmakları çolak kalmıştır. Peygamberimiz onun hakkında, “Yeryüzünde yürüyen bir şehide bakmak isteyen Talha’ya baksın.” buyurmuştur.

Hz. Halid bin Said de gördüğü rüya sonrasında Peygamberimize tabi oldu. İslâm’ı kabulünden sonra öz babası tarafından işkencelere uğrayan ve aç bırakılan Hz. Halid, Cahiliye devrinde yazı bilen birkaç şahsiyetten biriydi.

Görülen rüya neticesinde İslâm’la tanışan diğer bir sahabe de Hz. Sa’d bin Ebî Vakkas’tır. İslâmiyet’i kabulünden sonra annesi Hamme, Hz. Sa’d a dinini bırakması konusunda zorlama yaptı, fakat muvaffakolamadı. Bir gün Hz. Sa’d arkadaşlarıyla birlikte Mekke’nin dışında namaz kılıyordu. Bu sırada buradan geçmekte olan birkaç müşrik bu sahabelere hakaret etmeye başladı ve iki grup arasında kavga çıktı. Hz. Sa’d eline geçirdiği bir kemikle müşriklerden birisinin kafasını yararak Allah yolunda ilk kan döken sahabe ünvanını aldı. Cennetle müjdelenen sahabelerden olan Hz. Sa’d, Peygamberimiz zamanında bütün gazalara katıldı. Uhud Harbinde, Peygamberimize vücudunu siper etmiş ve müşriklere öylesine ok atmıştır ki; Peygamberimiz onun hakkında “Anam babam sana feda olsun ya Sa’d, at!” buyurmuştur. Peygamberimiz “Anam babam sana feda olsun.” sözünü sadece Hz. Sa’d için söylemiştir. Hz. Sa’d, Hz. Ömer döneminde İran’a gönderilen ordunun kumandanlığını almış ve Kadisiye Zaferiyle Kisra ülkesini İslâm topraklarına katmıştır. Bu sebeple kendisine “İran Fatihi” ünvanı verilmiştir.

Hz. Ebû Zerr-i Gıfarî, Gıfar kabilesine mensup, Arapların güzide şairlerindendi. Cahiliye devrinde de putlara tapmamış, senelerce hak ve hakikati aramıştır. Mekke’de bir peygamberin çıktığını haber alınca kardeşi Üneys’i Mekke’ye gönderdi. Ondan, zuhur eden peygamber hakkında bilgi edinmesini istedi. Ancak kardeşinin getirdiği bilgileri yetersiz buldu ve kendisi Mekke’ye gelerek Peygamberimizle görüştü ve Efendimize tabi oldu. Müslüman oluşundan sonra Kâbe’ye giderek hak ve hakikati pervasızca haykırdı. Bunun üzerine işkencelere maruz kaldı.

Hz. Habbab bin Eret, Ümmü Ammar adında İslâm düşmanı bir kadının kölesi idi. Demircilikle uğraşırdı. İslâmiyet’in tebliğinden sonra Müslüman oldu. Müslümanlığı kabulünden sonra kızgın demirle başı dağlatıldı, bir ateş yakıldı ve üzerine yatırılarak göğsüne basıldı. Fakat o asla dinini terk etmedi. Hz. Ömer, elinde kılıç, eniştesi ve kız kardeşinin evine hışımla girdiği zaman, yine bu fedakar sahabe, onlara yeni inen ayetleri okuyor

ve öğretiyordu.

Alenî Davet

Üç sene yapılan gizli davetten sonra Peygamberimiz İslâm’ı açık açık anlatmaya başladı. İlk olarak da yakın akrabalarından işe başladı. Daha sonra ise Mekke’nin yüksek tepelerinden olan Safâ Tepesi’ne çıkarak tüm Mekke halkını İslâm’a davet etti. Fakat Mekkeliler Peygamberimizin bu teklifine kulak tıkadılar.

Peygamber Efendimiz Safâ tepesinde yaptığı davetten sonra büyük işkencelere maruz kaldı. Ona eziyet verenlerin başında amcası Ebû Leheb ve onun karısı Ümmü Cemil geliyordu. Ebû Leheb devamlı Peygamberimizi takip ediyor ve insanları Ondan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Yine bir gün, Ebû Leheb oğlu Uteybe’ye, Peygamberimize işkence etmesi için emir verdi. Uteybe, bu emri aldıktan sonra Peygamberimizin yanına gelerek Ona bir sürü hakaretler yağdırdı ve Ona doğru tükürdü. Bunun üzerine Peygamberimiz onun hakkında “Ya Rab, ona bir itini musallat et!” diye beddua etti. Uteybe bir gece, arkadaşları arasında uyurken bir aslan tarafından parçalanarak öldürüldü. Bu süre zarfında Ebû Leheb’in karısı Ümmü Cemil de boş durmamış ve Peygamberimizin geçeceği yollara diken serpmiştir.

Tebbet Sûresi İslâm’ın azılı düşmanları olan bu kişilerden bahseder. Bu sûrede Ümmü Cemil “Cehennem oduncusu” olarak nitelendirilmiştir.

İlk Şehitler

Hz. Yâsir ilk Müslümanlardandır. Gördüğü işkenceler neticesinde şehid edilerek Müslüman erkeklerden ilk şehid ünvanının sahibi oldu. Hz. Yasir’in karısı Hz. Sümeyye ise, İslâm’ı kabulünden sonra işkence edilmesi için Ebû Cehil (Ebû’l-Hakem bin Hişâm)’e verildi ve Ebû Cehil tarafından şehid edildi. Müslüman kadınlardan ilk şehid ünvanı da Hz. Sümeyye’nin oldu.

Yaptıkları işkenceler neticesinde İslâm nurunu söndüremeyen Kureyş müşrikleri, bu yolda başarılı olamayacaklarını anlayınca Ebû Talib’e gelerek çeşitli tekliflerde bulundular. Bunlardan birisinde, Peygamberimize hükümdarlık, para ve Mekke’nin en güzel kızlarını vaat ettiler. Ancak Peygamberimiz bu teklifi “Bir elime ayı, diğer elime güneşi verseniz ben davamdan vazgeçmem” diyerek reddetti. Diğer bir teklifte ise, Ebû Talib’e Kureyş gençlerinin, en güçlü, en kuvvetli, en yakışıklı ve en akıllısı olan Umâre bin Velid’i vermeyi teklif ettiler ve bunun karşılığında Peygamberimizi öldürmek için amcasından istediler. Ancak bu mantıksız teklifleri de reddedildi.

Kaynak : İbret Sayfası

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s