EŞSİZ TEVAZUU


Meşhur Hâtem-i Tâi’nin oğlu Adiyy, ülkesi müslümanlar tarafından fethedilince Bizans’a kaçmış ve sonra da Şam’dan Peygamber Efendimizin (S.A.V) yanına gelmişti. Adiyy, Medine’de muhteşem bir melik ile karşılaşacağını hayalinden geçiriyordu. Ama neyle karşılaşmıştı! Kendisi şöyle anlatıyor:

“Medine mescidinde Hz. Muhammed (S.A.V)in yanına girdiğimde selam verdim.

– Bu zât kimdir? diye sordular; ben: – Hâ-tem oğlu Adiyy dedim. Ayağa kalkıp beni evlerine götürdüler. Vallahi bunu doğrudan doğruya ve şuurlu olarak bana yapıyorlardı. Yolda, yaşlı ve zayıf bir kadın O’nu karşıladı ve durdurdu. Sözü bitinceye kadar uzun zaman kadını bekledi. Ben, kendi kendime: Vallahi bu melik değil! dedim. Sonra beni evine götürdü; içi lif dolu deriden bir yastık alarak bana uzattı ve – Buyur buna otur! dedi. Ben:

– Hayır, siz oturun, dedim. – Hayır siz diye tekrar ettiler; oturdum. Kendileri de kuru yerde oturdular. Ben yine kendi kendime -Vallahi bu bir melikin yapacağı bir iş değil dedim. Sonra kendisi söze başladı:

– Hâtem oğlu Adiyy, sen Rekûsi mezhe-bindensin değil mi?

– Evet.

– Sen kavminden ganimetin dörtte birini alıyor muydun?

– Evet alıyordum.

– İşte, bu, senin dinine göre sana haramdı.

– Evet hakikaten öyleydi. (Bu sözünden anladım ki Muhammed Alevhhisselâm, gönderilmiş bir peygamberdir. Çünkü herkesin meçhulü olan gizli, şahsi bir meseleyi biliyordu.)

Abdullah bin Câbir (R.A.) diyor ki, “Medine’de bir yahudi vardı. Kesim zamanı, karşılığında hurma almak üzere bana para verirdi. Bir yıl hurma iyi olmadı. Kesim zamanı yahudi bana geldi, fakat verecek birşey bulamadım. Gelecek yıla tehir etmesini rica ediyordum kabul etmiyordu. Peygamber Efendimize (S.A.V) haber verilmiş. O da ashabına: – Haydin, Câbir için yahudiden mühlet isteyelim, demiş. Hep beraber hurma bahçeme geldiler. Resûl-ü Ekrem (S.A.V) yahudiye söylüyor, fakat ya-hudi: – Ya Ebe’l Kasım, mühlet vermem! diyordu. Efendimiz (S.A.V) kalkıp hurmalığı gezdiler, tekrar gelip yahudi ile konuştular, o yine kabul etmedi. Kalktım biraz yaş hurma getirip Efendimizin (S.A.V) önlerine koydum, yediler, sonra: – Çardağın nerede? diye sordular. Yerini söyledim. – Oraya birşey ser! dediler. Serdim. Gidip biraz uyudular. Sonra uyandılar. Bir avuç daha hurma getirdim, yediler. Tekrar yahudi ile konuştular; o yine redetti. Sonra bana: – Câbir, hurmayı topla ve borcunu öde buyurdular. Câbir der ki: – Allah hurmaya bereket verdi; hem borcumu ödedim hem de arttı.”

Anlatılanlar bize, Resûlullahın (S.A.V) hareketlerindeki kolaylık, sadelik ve tevazuu tasvir ediyor.

ibret.net

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s