Monthly Archives: Ağustos 2009

fenerime çamur atma !

dün;bugün;yarın

kabe_kapisiRabbim! Sen olmasan kimin aklına gelirdim ben?”

ibrahim tenekeci

 “anladım ki marifet Allah’ı aramakmış

sanat bu,gerisi çelik çomakmış.”

necip fazıl

“canı kim cananı içün sevse  cananın sever

canı içün kim ki cananın sever canın sever”

fuzuli

ortaya karışık

heyecan
yumurcak tv

    dünya radyo

dualar
beşinci boyut

    perişan fm
    yeni proje

görüntü yönetmeni
dualar
burç fm
hayaller

  • ateş de kuldur
  • dualar

      iki oyun

    görüşmeler
    bir metin
    yeni grup

      hamd

    = beklemedeyim tamam!

    “Ramazan Güzeldir” bir Trt dizisi

    her şey için her daim elhamdülillah…

    her şey için her daim elhamdülillah…

    günler öyle güzel geçiyor ki Ramazan’ın bereketi olmalı bu.
    İyi ki geldin Ramazan. takvim yapraklarından yavaş yavaş kopsanda içimizden hiç eksilme olur mu Ramazan ?

    Ateş de Kuldur adlı radyo tiyatrosu harika bi ryapımdı. Canım mekanım “S”‘mde onu dinlerken başka alemlere daldım hep. gözler dünyadan sıyrıldı gönlümü de alıp görtütererek.

    orada bir teslimiyet vardı her haline şükür vardı.
    Allah dilediyse eğer…
    İsmail (a.s.) vardı boynunu uzatan Allah için…
    Sare (r.a.) vardı teslimiyetle Nemrut’un karşısında…
    İbrahim (a.s.) vardı her adımını Allah için atan…misafirsiz yemeyen…
    Hacer (r.a.) vardı ki çölde Allahıyla kalan sadece…

    işte böyleydi hayat böyle olmalıydı. yaşadığımız tersliklere terslenmek , başımıza gelenlere hayıflanmak yoktu bu hayatta. hoştur bana Senden gelen demek vardı hal ile dil ile…

    şimdi bize ne oluyor ki Allah’ın razı gördüğüne “ben bunu haketmedim” diyoruz. hala da diyoruz. Allahım kalplerimizi doğru yol üzre çevirsin.

    her gün yeni şeyler görüyorum bu aralar.tebdili mekanda harbiden ferahlık varmış. uzun zamandır çok istediğim bir kültür faaliyetine gidemesem de çok büyük değişiklikler yaşadı şu naciz beden ve ruh.

    ne desem boş hakikaten içim çok coşuyor. ne yapacağını bilemiyor sadece O’na sığınıyor. O’ da ne güzel çiziyor yolunu ne güzel götürüyor insanı başka ufuklara.
    bu günlerimizi aratmasın Rabbim. her zaman daha iyiye güzele ulaştırsın dünya ve ahirette..

    “elhamdülillahi daimen ve ala külli hal
    ve euzü billahi min hali ehlinnar”
    amin…
    dua ile…
    mimnun

    gönlümüz burada…

    uçurtmamızın nasibi…

    ucurtma-tarihce-09-2
    uçurtmamızı bıraktık yükseliyor arş-ı alaya doğru.
    içimizdekileri de yanına aldı da gitti.
    ama bizden bize daha yakın şah damarımızda Biri var.
    biliyor bizi,niyetimizi…
    kul sıkışınca Hızır yetişirmiş ya,
    bekleyenlerdeniz biz de.
    uçurtmamızı bıraktık dedik ya.
    Ramazan da geliyor mübarek gölgesi üstümüzde…
    sınırı yok duamızın,istesek de vermekle bitmeyecek kapıdayız.
    dua uçurtmamızı bıraktık çoktan,
    ama kapı çok ulu.
    ayrılamıyoruz.
    bir değil iki değil istekler…
    sayamıyoruz.
    uzatmaya gerek yok ki dualar gitti bile arşa
    gerisi laf-ü güzaf.

     

     

    “elhamdülillahi daimen ve ala külli hal ve euzü billahi min hali ehlinnar.”

    amin.

     

    planları yapan En güzel plan yapıcı varken,yarını bugünden düşünüp endişe etmek istemiyoruz.

    O ne güzel işletiyor kainatı,kalbimizi…

    O ne güzel kapılar açıyor…

    nasip…

    Mimnun

    BABIALİ’nin Hekimoğlu’su

    aynen burada da paylaşıyorum gazetede okuyamayanlar için.
    buyrun örnek alınması gereken hayat…Dualarımız sizinle Üstad…

    İrfan Özfatura
    irfan.ozfatura@tg.com.tr
    09 Ağustos 2009 Pazar
    <
    BABIALİ’nin Hekimoğlu’su

    “Hekimoğlu İsmail” müstear ismiyle 40’ın üzerinde kitap ve sayısız makaleye imza atan yazar Ömer Okçu, bugünlerde çok hasta. Babıali’nin usta kalemi sevenlerinden dua bekliyor.

    Minyeli Abdullah ile Erzincanlı Ömer arasında pek fark yoktur aslında… Ha Mısır’da maznunsun, ha Türkiye’de parya… Dinini, milletini, devletini seven orada da horlanır, burada da.

    DUALARINIZI BEKLİYOR
    Çengelköy’de ziyaret ettiğimiz Ömer Abinin okuyucularımıza çok selamı var. Yüzünden okunsa da ızdırabını saklıyor. Ne şikayet ne yakınma… Sadece dua bekliyor.

    Altmışlı yıllar. Ümraniye henüz avuç içi kadar. Merkez dediğin beş on sokak. Üç beş sokak da Sondurak’ta… Çakmak mahallesi şekillenmemiş daha… Tabiri caizse mezra…
    Ana caddeyi saymazsanız yol yok, elektrik yok, su yok.
    Ama kasap var, berber var, yazlık sinema var. Bakkallarda çivit, ispirto, üç ortalı harita metod, timsahlı kalem, teneke kutuda bisküvi ve zambo sakız satılıyor. En gözde ürün gaz ve lamba camı… Lüküs hakikaten lüks, benim diyenin eline geçmiyor..
    Fırıncı merkeple ekmek dağıtıyor, yumurta saman dolu sepetlerden seçiliyor.
    Bahçesinde tulumba olmayanlar galvaniz kovaları yükleniyor, en az kırk kişinin beklediği çeşme başında sıraya giriyor.
    Otobüs parmak hesabı, kaçıran taaa Kısıklı’ya yürüyor. Okumaya devam et

    etme…

    Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
    Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

    Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
    Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

    Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
    Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

     Ey felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
    Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

    Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
    Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

    Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
    Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

    Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
    Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

    Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
    Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

    Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
    Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

    Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
    O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

    Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
    Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

    Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
    Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

    İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
    Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

    Mevlana Celaleddin Rumi

    AŞKIN DANSI FİLMİ’nden …Etme…Buyrun dinleyin…

    Ağustos Ayı…

    zaman ne çabuk geçiyor..?
    Ağustos ayına hamdolsun girdik
    hayırlı eylesin Rabbimiz hakkımızda.
    benim için çok önemli süreçlerin başladığı bir ay bu.
    3. günü çok güzel bi olaya başlıyorum
    Allah hayırlı etsin.
    11. günü benim günüm.;)

    neyse zafer ayı ne de olsa…
    hmm unutulmayacak büyük bir olay daha var
    sabırsızlıkla beklediğimiz rahmet ayı Ramazan var.
    yaklaş ya Şehr-i Ramazan
    heycenın içimizde…
    özledin mi bizi ?
    biz mi ? çok özledik be Ramazan !

    Allahumme barik lena fi Recebe ve Şa’ban ve Belliğna Ramazan.”aminnn.

    Mimnun