Monthly Archives: Eylül 2009

iki dünyada da bayram yapma duasıyla…

eid%20card

Reklamlar

gidiyorsun öyle mi?

gidiyorsun öyle mi? bırakıp beni bana…
gidiyorsun öyle mi?

şeytanların zincirleri bağlıydı ama nefsime uyamadım kadar sana yaren olmaya çalıştım Ramazan… senin yarenliğine sene de bir olsa da ihitiyaç duyan gönlüme bir bak Ramazan… yetmiş mi bir ay ,silmeye karasını kalbimin ? peki , gözlerimin yaşı nasıl sence yeteri kadar mı? söndürür mü cehennemin ateşini ?

teravihlerin olmayacak mı yani, orucun , sahurun? iftarlarda midemi doldurduğum kadar doldurdum mu yani gönlümü seninle ? yani bunu mu demek istiyorsun “bak başını çaresine?” yooo … ben bunu kabul edemem.

nice nice Ramazanları bekliyorum ben…sanki senede bir gelince sen evime,yüreğime,geceme,gündüzüme… sanki…öyle işte…

hani Peygamberim Müjdecim kurtarıcım aleyhisselatu vesselam buyurmuş ya
:” korkuyla ümit arasında olmak…iyidir.” aynı o haldeyim de iyi olanlardan eyleye Allah’Im…

eveeet demek gidiyorsun…tamam vakit gitme vakti ama gölgen üstümde kalsın heee ne dersin? sen gövdeni çek takvimlerden ama ruhumdan asla çekme ruhunu…

Rabbim ömür verdikçe beklerim seni ben…sen yeterki gel ve hoşnut kal benden…kaldın mı? kaldın mı? kaldın mı?

hmm bir de unutmadan bir dahakine umre de isterim hee gelirken onu da getir…çok kıskandım oralardaki duaları namazları…uzaktan bakmak fena yakıyor canımı…

sendeki dularımı özlerim…sohbetlerimi özlerim…mukabelemi özlerim…sahurumu özlerim…iftarımı özlerim…orucumu hele…

ey Ramazan güle güle… kal ama gönlümde…bi daha gel emi günüme geceme !

dualarıma şahitsin…herbiri :kabul olsun inşaAllah…kabul olsun inşaAllah kabul olsun inşaAllah…

Mimnun…

yorumsuzlarım…

Behlül Dana hazretlerine “kadı”lık teklif etmişler zamanında… o da :”Düşüneyim!” demiş ve gitmiş çöplüğe… Çöplükteki çöplerle oyalanmış biraz ve sanki onlarla da konuşuyormuş bir şeyler soruyormuş onlara derviş… onu izleyenler hayrete düşmüş…biraz sonra gelmiş yanlarına demiş”Yok ben kadı olmak istemem!” … “Niye ey Behlül?” denince dervişe o da -hocam anlatınca aklımın bir köşesine yer eden- şu  cümleleri sarf etmiş :

-Gittim çöplerle hasbihal ettim. dedim sizi kim bu hale bu pis hale getirdi…onlar da dedi ki:”bizi bu hale insanlar getirdi. insanlarla içiçe olmadan önce tertemiz yiyeceklerdik. onlarla içiçe olunca da bizi bu hale getirdiler.” dediler. ben de kadılığı- beşerle içiçe olmayı istemiyorum.

!


harabat ehlini hor görme zahit
definelere malik nice viraneler var

(erzurumlu İbrahim Hakkı k.s. )

 

 

Tirmizi’nin kızması bile başka…


“Kızdığı oluyor mu?..”

İmam-ı Tirmizi hazretleri “rahime-hullahü teâlâ”, kusuru daima kendinde bilir, kimsede hata kusur aramazdı.
Birine darılsaydı, daha iyi davranırdı o kimseye.
Herkese ihsanda bulunur, kendini üzenlere daha çok ihsan yapardı.
Komşuları da bilirdi bunu.
Bir gün hanımına gelip;
– Hakim-i Tirmizi’nin hiç kızdığı oluyor mu? diye sordular merakla.
– Elbette, oluyor, dedi.
– Peki, kızdığını nasıl anlıyorsun?
– İki şeyden anlıyorum. Birincisi, kızdığı zaman bize karşı daha iyi davranır, daha çok iyilik ve ihsan yapar. İkincisi de kızdığında daha çok ibadete sarılır, dedi.
Ve ekledi:
– Ayrıca biz bir kusur yaptığımız zaman kabahati kendinde bilir, “Ben iyi olsaydım, onlar bunu yapmazlardı” diye düşünür.

kaynak

Ramazan Klasiği : I love You (Ömer Faruk Tekbilek)