Category Archives: yazı

– yetenek sizsiniz Türkiye! – hadi ya ?

yetenek diye diye güzel bir masal anlatıyor Acun abi bizlere
uyutuyor sonra bu masalla bizi
sonra ne mi oluyor biz uykumuzda sahneye çıkıp yeneklerimizi millete gösterirken
o geçimini sağlıyor.
rüyadan uyan Türkiye.

de hali

ya hu şu çok kitap okuyan insanların neden hala ayrı yazılan de yi ayırmadıklarını merak ederim.
neden ?

dost’a

    iyi ki varsın.
    iyi ki benimlesin.
    iyi ki sensin.
    seviyorum seni.

    R….

her şey için her daim elhamdülillah…

her şey için her daim elhamdülillah…

günler öyle güzel geçiyor ki Ramazan’ın bereketi olmalı bu.
İyi ki geldin Ramazan. takvim yapraklarından yavaş yavaş kopsanda içimizden hiç eksilme olur mu Ramazan ?

Ateş de Kuldur adlı radyo tiyatrosu harika bi ryapımdı. Canım mekanım “S”‘mde onu dinlerken başka alemlere daldım hep. gözler dünyadan sıyrıldı gönlümü de alıp görtütererek.

orada bir teslimiyet vardı her haline şükür vardı.
Allah dilediyse eğer…
İsmail (a.s.) vardı boynunu uzatan Allah için…
Sare (r.a.) vardı teslimiyetle Nemrut’un karşısında…
İbrahim (a.s.) vardı her adımını Allah için atan…misafirsiz yemeyen…
Hacer (r.a.) vardı ki çölde Allahıyla kalan sadece…

işte böyleydi hayat böyle olmalıydı. yaşadığımız tersliklere terslenmek , başımıza gelenlere hayıflanmak yoktu bu hayatta. hoştur bana Senden gelen demek vardı hal ile dil ile…

şimdi bize ne oluyor ki Allah’ın razı gördüğüne “ben bunu haketmedim” diyoruz. hala da diyoruz. Allahım kalplerimizi doğru yol üzre çevirsin.

her gün yeni şeyler görüyorum bu aralar.tebdili mekanda harbiden ferahlık varmış. uzun zamandır çok istediğim bir kültür faaliyetine gidemesem de çok büyük değişiklikler yaşadı şu naciz beden ve ruh.

ne desem boş hakikaten içim çok coşuyor. ne yapacağını bilemiyor sadece O’na sığınıyor. O’ da ne güzel çiziyor yolunu ne güzel götürüyor insanı başka ufuklara.
bu günlerimizi aratmasın Rabbim. her zaman daha iyiye güzele ulaştırsın dünya ve ahirette..

“elhamdülillahi daimen ve ala külli hal
ve euzü billahi min hali ehlinnar”
amin…
dua ile…
mimnun

gönlümüz burada…

uçurtmamızın nasibi…

ucurtma-tarihce-09-2
uçurtmamızı bıraktık yükseliyor arş-ı alaya doğru.
içimizdekileri de yanına aldı da gitti.
ama bizden bize daha yakın şah damarımızda Biri var.
biliyor bizi,niyetimizi…
kul sıkışınca Hızır yetişirmiş ya,
bekleyenlerdeniz biz de.
uçurtmamızı bıraktık dedik ya.
Ramazan da geliyor mübarek gölgesi üstümüzde…
sınırı yok duamızın,istesek de vermekle bitmeyecek kapıdayız.
dua uçurtmamızı bıraktık çoktan,
ama kapı çok ulu.
ayrılamıyoruz.
bir değil iki değil istekler…
sayamıyoruz.
uzatmaya gerek yok ki dualar gitti bile arşa
gerisi laf-ü güzaf.

 

 

“elhamdülillahi daimen ve ala külli hal ve euzü billahi min hali ehlinnar.”

amin.

 

planları yapan En güzel plan yapıcı varken,yarını bugünden düşünüp endişe etmek istemiyoruz.

O ne güzel işletiyor kainatı,kalbimizi…

O ne güzel kapılar açıyor…

nasip…

Mimnun

Ağustos Ayı…

zaman ne çabuk geçiyor..?
Ağustos ayına hamdolsun girdik
hayırlı eylesin Rabbimiz hakkımızda.
benim için çok önemli süreçlerin başladığı bir ay bu.
3. günü çok güzel bi olaya başlıyorum
Allah hayırlı etsin.
11. günü benim günüm.;)

neyse zafer ayı ne de olsa…
hmm unutulmayacak büyük bir olay daha var
sabırsızlıkla beklediğimiz rahmet ayı Ramazan var.
yaklaş ya Şehr-i Ramazan
heycenın içimizde…
özledin mi bizi ?
biz mi ? çok özledik be Ramazan !

Allahumme barik lena fi Recebe ve Şa’ban ve Belliğna Ramazan.”aminnn.

Mimnun

Başörtülü kız :)

Marmafa Fm’in meşhurdur fragmanları… işte onlardan biri .dinleyende tebessüm bırakan…Allah razı olsun ve kalemine kuvvet Esra Elönü 🙂

sözleri:

Takıldığınız soruyu lütfen geçin ve müsaade edin biz takalım.
Üç yanlış bir başörtüyü götürmez.
Başörtülü bir kız bisiklete binebilir, piyano çalabilir, kiraz toplayabilir,
iyi derecede İngilizce bilebilir, topa vurabilir, laiklik konusunda çok
güzel bir kompozisyon yazıp ağzınızı beyninizin mağarasına kadar açık
bırakabilir, felsefe yapabilir, uçurtma uçurabilir, sizden ilginç kareler
bulup aklınız kadar kısa film çekebilir, yıldızlara bakıp yarın havanın
çok güzel olacağını düşünebilir, tesbih de çeker fotoğraf ta çeker…
Hiçbir başörtülü kız, sizin başörtüsüyle gündemi sıktığınız kadar
başörtüsünü sıkmaz! Dolayısıyla “sıkma baş” sizinkisi oluyor…”

Sağlık…

elhamdülillah geç olmadan anladım sağlığın çoook önemli bir şey olduğunu.

günlük yaşantımızda kendimizi o kadar yıpratıyoruz ki…kendmizi için başkaları için durmadan çalışan bedenimiz pes diyor sonunda.ya bir hastalık çıkıyor ya da şu çağın hastalığı (ama bana göre hastalık olmayan) stres orataya çıkıyor.

bizim de ayağımıza bir rahatsızlık nasip oldu. hamdolsun bununla kalır inşaAllah.

ayaklarıyla insan neler yapıyor aman Allah ! değerini bilmiyoruz bedenimizin.

beden hep beden de Allahu Teala’nın bahşettiği hem bedene hem ruha sahip çıkmalı.

Allah o aklı fikri vere inşAllah.

Allahu Teala Ümmet-i Muhammed’in şifa bekleyenlerine(bize de ) Şafi’ adıyla şifa bahşetsin. amin.

Üstad’ın bir şiiriyle bitireyim :

“…

Yaram var, havanlar dövemez merhem;
Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem.
Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem;
Yollar ki, Allah’a çıkar, bendedir.

                                            necip fazıl”

14. Yılında Hala İzlerini Taşıdığımız Srebrenitsa !

Mavi Kelebeğin İzinde Belgeseli 1. Bölüm

Dünyanın her yerinde bir acı yaşanmış,yaşandı ve yaşanıyor.
Urumçi’deki Uygur Türklerine yapılan zulüm bizleri üzerken
bu gün ( 11 Temmuz 2009) 14. yılını dolduran başka bir zulüm yeniden
içimizi acıttı.
Trt’nin canlı yayınla verdiği defin işlemleri,cenaze namazı ve Kur’an tilavetleri
hala o anın izlelerini kalplerinde taşıyan ve yüzlerinde yansıtan insanlar…
Allahu Teala Zalimlerin zulmünü durdursun şu Mubarek ayın hürmetine…
dua kurtaracak olan tek şey bizi.
diğer müslüman kardeşlerimizi de unutmadan.
geçmiş yine canımızı yakıyor ama şu an yaşanan zulme dur demeliyiz.
el ile düzeltemiyorsan kalbin ile buğz et kardeşim!!!
dua dua dua…

Üç Aylar !

camiiveallahlafzi

“Duydunuz mu geldi üç aylar,
Duydunuz mu geliyor Şehr-u Ramazan”

mübarek üç aylar geldi ne mutlu…
Regaip kandilini de geçirdik yine bir sene daha gördük Receb Ayı’nı…
hamdolsun.

bu günleri bize yaşatan Rabbimizin bize
bahşettiği dua etme fırstaını kaçırmadan…

bu günlerde oruç tutma sevincini yaşayarak…

mübarek üç ayların hayırlısıyla
bize hayırlı kapıları açtırarak geçmesini istiyorum Rabbimizden…

“Receb ayı Allah’ın
Canım Şaban Ayı Muhammed’in (aleyhisselatu vesselam)
Ramazan Ayı kulların”

çok şükür bu günleri gördük
daha nice Recebler, Şa’balar ve Ramazanlar görürüz inşaAllah…

dua dua dua…
kendimize,ailemize,ümmete…

vesselam…

“ALLAHIM RECEB’İ VE ŞA’BAN’I BİZE MUBAREK KIL.
BİZİ RAMAZAN’A ULAŞTIR.”
AMİN…

3 aynı olay ve 3 ayrı sonuç

safsy6.jpg


* Bir fıçının içine bir karınca düşmüş…
Bir insan gelmiş, fıçının başına,
karıncayı görmüş,
“Ne işin var senin burada”, demiş ve
karıncayı ezmiş, yok etmiş…

Bir fıçının içine bir karınca düşmüş…
Bir insan gelmiş, fıçının başına,
karıncayı görmüş,
“Kimseye zararın yok sevimli hayvan,
haydi fıçıda yaşamaya devam et” demiş…

Bir fıçının içine bir karınca düşmüş…
Bir insan gelmiş, fıçının başına,
karıncayı görmüş,
Bir kaşık şeker serpmiş fıçının içine…

Bu üç insan kimdir?
Birincisinin adı; BENCİL
İkincisini; HOŞGÖRÜ, diye çağırıyorlar
Üçüncü mü?… O, SEVGİ işte!…
(…Cosby)

alıntıdır.

kördüğüm gibi

Hz. Aise sordular :
” Ey Allahin Resulu beni sewiyormusun ? “

Resulullah :
” Evet ya Aise, tabii Seviyorum “

Hz. Aise bununlada yetinmiyordu ve hemen soruyor :

” Beni nasil seviyorsun ? “

Peygamberimiz a.s.m.  sevgi tanimlamasini

yapiyordu sevgili esine. Icten, samimi ve hayran kalinan bir ifadeyle:

” Kördügüm gibi.. “

Sevgiye bakin aska bakin. Acilmayan, cözülmeyen, kördügüm gibi sevgi.

Hz. Aise Peygamberimize a.s.m. sık sık sorardi :

“Ey Allahin Resulu, Kör dügüm ne alemde ? “

O yüce Resul a.s.m. cevap veriyordu :

” Ilk günkü gibi !! “

biz de Seni kördüğüm gibi seviyoruz ya HabibAllah.

bu aşk kalbimizden hiç silinmesin.

şefaatine nail olalımm.

cennette buluşalım.

amin.

HER GÜNE BİR DUA

6 MAYIS 2007

Rabbim,bu küçük bebeği aşkının sinesinde büyüt ve
inayetinin göğsünden ona süt ver.

SEN benim Rabbim Halıkım ve Mabudum olduktan sonra…

Allahım cc, Sen benim Rabbim Halıkım ve Mabudum olduktan sonra, iki dünyanın hayatını da kaybetsem ve kainat bütünüyle bana düşmanlık etse, ehemmiyet vermememliyim. çünkğ ben Senin mahlukun ve masnuunum. sonsuz gnahkarlığım ve insana değer kazandıran sair güzel hasletlerden nihayetsiz uzaklığımla beraber,Senin ile bir alaka ve intisap cihetim var. işte Senin böyle durumdaki bir mahlukunun lisanıyla niyaz ediyorum. EY HALIKIM, EY RABBİMEY MALİKİM, EY MUSAVVİRİM,EY MABUDUM! Esma-i Hüsnan, İsmi Azamın, Kur’an-ı Hakimin,Habib-i Ekremin, Kelam-ı Kadimin, Arş-ı Azamın ve bir milyon ihlas suresinin hürmetine bana merhamet et! YA ALLAH cc YA RAHMAN YA HANNAN YA MENNAN YA DEYYAN cc.

Okumaya devam et

GELECEĞE ÇAĞRI

Hep söylediğimiz başımız geldi işte. Bu kadar mı bıkmıştık dünyadan,dünya nimetlerinde? Yıllardır söylediğimiz sözler geliyor da aklıma. “batsın bu dünya!”dedik, “kahrolsun.”dedik. ama bir şeyi unuttuk:dünyayı bu hale getiren bizdik.
Dünyamızı malımsı hikayelere mi bırakacağız? Torunlarımız bize hayretle “Su her gün mü akıyordu? “ diye mi soracak su alma gününü beklerken? Arkadaşlarımız, sevdiklerimiz bir bir ölürken açlıktan sıramızı mı bekleyeceğiz huzursuzlukla? Şimdi yediğimiz yemekleri, aldığımız meyve ve sebzeleri; o zaman bulamayınca , tatlarını artık unutunca mı aklımız başımıza gelecek? Şimdi boş yere yanan oda lambamız, kimse izlemese bile açık duran televizyonumuz, bize yokluğunu hissettirirken mi
“keşke …”diyeceğiz,”keşke…”
Bir anlığına da olsa gözlerimizi çevremizde olup bitenlere çevirelim. Bakalım gökyüzüne. Yağmur ne güzel yağıyor,can veriyor toprağa, ağaçlara,hayvanlara,her şeye.
Yağmur yağıyor barajlarımız doluyor,tabiat şenleniyor,sıcaklık kavurmuyor bizi. Yağmur bizden önce de yağıyordu. Herkes mutluydu. Biz ise onu engelleyecek her şeyi yaptık. Önlem alınmazsa gelecekte yağmayacak. Şimdi biz mutlu muyuz? Bizden önce var olan, bizden sonra da var olsaydı gelecek için. Dengeyi biz bozduk.
Eşsiz güzelliğiyle bizi maddi manevi sıkıntılarımızdan kurtaran kar, bizlere onunla oynarken mutluluk vermesi anlatılacak gibi değil. Çocuklarımızın hatta daha yakın olarak bizlerin bu güzelliği görmeye ihtiyacı var. Diğer bir güzellik olarak sayılacak olan, hayatımızı kolaylaştıran otomobil cep telefonu gibi ürünlerin çevremize verdiği zararı önemsemeliyiz. Hayatımız kolaylaştıralım derken hayatımızdan vazgeçemeyiz. Fabrika atıkları, denize dökülen kirli sular, çöplerin çıkardığı gazlar ,
Hepsi tehlike tabiat için.bu tehlikeye dur diyeceğimiz zaman geldi de geçiyor bile.
Hani anneler çocuklarına derler ya:”ellerini yıkamadan sofraya oturma.” diye.
Düşünüyorum da o zaman ellerini yıkamaya su bulamayan çocuklara anneleri seslenebilecek mi böyle? Yoksa hem susuzluk hem de açlık anne ve çocukları ayıracak mı daha birbirlerine doymadan?
Her an elimizin altında olan ısı ve ışık kaynaklar, iyi ki varlar. İstediğimiz zaman ışığımızı açıp, işimizi görür haldeyiz. Isınabiliyoruz istediğimiz zaman. Ama boşa harcanarak, bitmeye yüz tutmuş bu kaynaklar, bizlerin ihmalkarlığıyla karşı karşıya. Biz istediğimiz kadar kullanırken şimdi, tükenince o zaman çocuklar sormayacak mı “biz neden kullanamıyoruz?” diye. “sizin günahınızı neden biz çekiyoruz?” diye.
Onlara bunu yapmaya hakkımız yok. Biz kendi yaşamımızda da zaten görüyoruz bu tehlikenin izlerini. Bir an önce düzeltmeye başlamalıyız her şeyi. Almaya çalışmalıyız önlemleri. Çevremiz her zaman canlı olsun, suyu olsun, bol ürünlü olsun. Biz de sevinelim, gelecek de sevinsin. Bizleri hayırla yad etsin. Okumaya devam et