Category Archives: şiirler

kalabalığa çarpan yalnızlık yazıları

dünyanın kirli sesleri kulaklarımda çınlamakta
dünyanın tüm sevgilerini attım bile kör kuyulara

tabutumu taşımaya kaç dostum olacak düşünmekte
ne oldum değil de ne olacağımı görememekte

sadece ve sadece O biliyor halimi arzımı
yanında olayım yeter başkası bana lazım mı ?

mimnun

“iki”

509397732_5e4c101e2a.jpg

“deli başım akil olmuş
yar Seni bildim bileli…
 
Yeşilinden nehir akmış
Gönle Seni gördüm göreli…

Sevda kalbimi yırtar olmuş
Yar Seni sevdim seveli…”

Rasul aşığıyım…
2004 yazı Seni (sallallahu aleyhi ve sellem) görmüştüm…
geçtiğin yollardan ben de yürümüştüm…
ah…hatıranla ağlamış,gülmüştüm…
Rasulüm…
gelemem…
gönül deli oldu bundan böyle…

şimdiyse …
canımın parçalarından “iki” parçası Sana (sallallahu aleyhi ve sellem) gelmekte…
canım o “ikiyle” Sana (sallallahu aleyhi ve sellem) gelmekte…
ve selamımı Sana (sallallahu aleyhi ve sellem) iletmekte…
alırsın inşaAllah…
ve …
çağırırsın artık beni de…
beni de…
hayırlısıyla gidip gelirler inşaAllah

öz be öz kardeşimin lafıyla bitirirken…
duada hala kalbim ve dilim…
ama seneye bekle beni Mekke
ve ey şehirlerin anası Medine…
kimbilir?
Allah cc bilir…
Allah cc büyük…

“Hayeller “iki“ye düştü…
vuslata “iki” erecek…
kalbim o “iki“ye atacak ve Sana (sallallahu aleyhi ve sellem)…”

MimNun

naat,arif nihat asya,yorum,seyfullah kartal

naat,arif nihat asya,mustafa demirci

mimnun’dan …

güller vardı kokunla gelen
sevdam vardı yolunda ezilen

üşürken bile ,anınca yandığım…
karanlık hayatımda sönmez ışığım!

tabiatındır, merhamet et bana ne olur…
eşiğine kadar gelsem desen bana:” dur” !

mimnun

NEBİ


Hep ard arda perdeler, ötenin ötesinde;

O’na göründü Melek, bu dünya perdesinde. «İkrâ», vahyin ilk oku;

«İkrâ», bir emir: Oku!

Cevap: «Ne okuyayım?… Okur değilim ki, ben!»

Üç kere aynı emir ve karşılık… Peşinden,

Âyet âyet bir hitap:[size=3]

Allah’tan gelen kitap.

O’na Allah, «İsmiyle oku, diyor; Rabbinin!»

Marifete daveti, Kâinat Sahibinin…

Senin için, ey insan!

Büyük kerem ve İhsan….

Veren… «Uyuşmuş kana hayat ve hamle veren.»

Kilitleri açtıran, «ilmi kalemle veren»

Allah’tan kula ihtar…

Allah ismi anahtar!…

Heceletti, Mevlânın fermanını Cebrâil;

Ve alışınca O’nda âyetlere kalb ve dil,

Silindi birdenbire…

Hepsi bir anlık süre…

Ne o, melek kaybolmuş, gök yırtık ve yer batık!

Tecelli ki, önünde adım atılmaz artık.

Eşyada bir çökerti…

Aklı yakan ürperti…

Sırtında bir ağır yük, indiği dağdan üstün;

Evine koştu: «Sarın beni, sımsıkı örtün!»

Nebî girdi döşeğe

Ve gömüldü râşeye…

necip fazıl

Okumaya devam et

değil mi?

kendi yazmış olduğum “değil mi?” şiirimle video yaptım.nacizane.fon müziği melih kibar’dan.

inşaAllah beğenirsiniz.

Okumaya devam et

EFENDİM – YUSUF ZİYA ÖZKAN’ın sesinden…

Elli Iki Gün – DURSUN ALİ ERZİNCANLI

Alemlerin Rabbi olan Allah
Bir peygamber gönderecekse eğer,
Yıldızlarla duyurulur bu haber.
Üç yıldız, kainatı bu haberle müjdeler.

Şimdi son kez doğacak yıldızlar
Müjde üstüne müjde
Nur üstüne nur gibi,
Şimdi son kez müjdeleyecek
O son aziz Peygamberi…

Elli iki gün var…
Hane-i Saadet’te hüzün ve sevinç iç içe
Tesellisini bekliyor annelerin annesi,
Eşini kaybetmiş hazin bakışlarıyla
İncisini bekliyor
Belki o minik kalp atışlarını duyuyor.
Belki gözyaşı döküyor,
Babasız dünyaya geleceğine,
Ama taşıdığı rahmetin farkındadır Hz. Amine…
Tam elli iki gün var.
Ve yıldızlarında ötesinde hazırlıklar…
Kuşlar var,
Kuşlar…
Bakışlarıyla mesafeler aşmakta…
Kuşlar;
Dünyadan çok uzakta;
Ama hızla dünyaya yaklaşmakta…

Tam elli iki gün var…
Mekke-i Mükerreme’de bir felaket haberi;
Yemen valisi Ebrehe, Kabe’ye saldıracak!
Abdülmuttalib’in alınan iki yüz devesi…
Mekke reisi, develerini istiyor,
Kabe’nin sahibi Kabeyi koruyor!

Ebrehe öfkeli; ‘Onu bana karşı kimse koruyamaz’ diyor.
Kureyş’in Ulusu son sözünü söylüyor;
Ben Ona karışmam, işte Sen işte O…
Elli iki gün var…
Mekke halkı tepelere yürüyor, dağ başlarına
Mekke boşaltılır, Harem-i Şerif mahsun, Abdülmuttalib mahsun…
Kureyş’in Ulusu Kabenin halkasına tutunur,
İlahi, dokunulmazlığı tehlikeye düşmüş olanları koru…
Kabe’yi ve Kabe Halkını Koru…

…Ve ardından O’da yürür Dağlara,

Bir tek örtüsü kalır Kabe’nin
Yemen alacası bir örtü…
Hane-i Saadet yalnız, makam-i İbrahim yalnız…
Hicri İsmail, Hacer-ül Esvet,
Ve Kabe-i Muazzama yapayalnız…

Ve Kuşlar;
Ayak yapılarından belli ki, sadece uçmak için yaratılmışlar,
Bir yere kesinlikle konmayacaklar…
Kuşlar… hızla dünya semasına yaklaşmakta.

Elli iki gün var…
Muassaf vadisinde Ebrehe’nin ordusu,
En önde devasa bir fil, ardında altmış bin sefil,
Kabe’yi yıkmak için harekete geçiyor.
Daha adımını atmadan fil, Ebrehe’nin yol göstericisi Tufeyl,
Yaklaşıp kulağına bir şeyler fısıldıyor…

‘Mamut, sağ ve selametle geldiğin yere dön!,
Çünkü sen, Allah’ın dokunulmaz kıldığı memlekettesin…’
Ve Tufeyl’de çekilir dağlara…
Ve fil dizlei üstüne çöker… orduda bir kargaşa.
ne oldu bu file?, yönü başka tarafa çevrilince koşuyor,
Hem de delice bir süratle…
Ama Kabe’ye doğru döndürülünce yüzü, kapanıyor dizlerinin üstüne.
Ucu sivri demirler sokuluyor burnuna, Mamut kalksın ve yürüsün diye,
Ama nafile…
Tam o esnada gökyüzünde Yemen tarafında bir karartı,
Kapkara bir bulut gibi, deniz üzerinden git gide yaklaşan,
Yaklaştıkca netleşen bir karartı…
Ve dehşetle açılan gözler…

Ve sapsarı kesilen yüzler…
Bir ses:
‘Dayana bilecekseniz bakın’ diyor. Çünkü,
Gökten Ebabiller yağıyor…

Yeryüzünde hiç görülmemiş kuşlar, irili ufaklı, bölük bölük, fırka fırka,
Birbiri ardınca,
Başları vahşi hayvanların başı gibi, gagalarında ve ayaklarında taşlar,
Pişirilmiş çamurdan.
Kanatları benek benek karbeyazı,
O ilahi nur’dan, ve alınlarında bir yazı…
EL KAHHAR

Belli ki azap için yaratılmışlar.
İşte başlıyor azap…
Ebrehe ile altmışbin kişilik ordusu ve sicim gibi yağan taşlar…
Taşlaşmış yürekleri söküp çıkaran taşlar.

Elli iki gün var,
Kabe yalnız değil, Kabe sahipsiz değil.
Ve haykırıyor Kabe;

Hani nerede ordunuz?
Hani gururlanıyordunuz?
Hani kaçış yurdunuz?
Hem nereye kaçıyorsunuz?…

Takip eden Allah, nereye kaçıcaksınız?
Takip eden Allah…

Bu gün fil ordusundan bu azabı tatmayan hiç kimse kalmayacak.
Ebrehe malup, galip olan Allah,
Biliniz ki sonunuz alevli bir ahtır.
İntikam alanların en hayırlısı Allah’tır.

Yarabbi;
Bu gün ve bu günden sonra,
Eğer bir Ebrehe ruhu, toplayıp ordusunu, yürürse haremine…
Ne olur Ebabillerini gönderme.
Muhammedi muhabbetle dolu bir tek kalpde duruncaya dek gönderme kuşlarını.

O gün dağlara çekilen halk,
Nasıl korku içinde izlediyse Onları,
Bu gün Ebabiller izlesin bizi,
Ve yeryüzü duysun sesimizi…

Kabe’i Muazzamanın koruyucusu biziz,
Çünkü biz Ümmeti Muhammediz…

Ebabiller uzaklaşırkan Mekke’den
Kabe’i Muazzama Gönüller Sultanı’nı bekkliyor.
Anneler Anne’si Gül’ünü bekliyor…

Tam elli iki gün var…

tek seni sevdim


Yüküm ağır çok yorgunum
Gel birde sen yorma
Olan oldu giden gitti
Gel üstümde durma
Aklım çoktan firar etti
Ne olur hesap sorma

Can dayandı can dayandı
Gönül yandı can dayandı
Senin için her acıya her çileye
can dayandı yar yar yar can yanar Okumaya devam et

KAN TUTAR

Leblerimle emrine âmâdedir cânım benim
Alda bir bûseyle öldür haydi cânânım benim

Lâl olur birden dilim bilmem neden görsem seni
Görmesem kalmaz karârım dinmez efgânım benim

Hasta gönlüm çok zamandır iftirâkından harâb
Olmadım bir lahza rahat geçti devrânım benim Okumaya devam et

aşkına [dursun ali erzincanlı]

Sana (a.s.m.) aşık olanların
Sana (a.s.m.) aşkla yananların sevdası var içimde
her birinin gözlerinde bir mekke
yüreğinde bir medine yaşıyor
Sana (a.s.m.) hasret duyanların
yalnız Seni (a.s.m.) ananların özlemi var içimde
gözlerinde senden kalma bir haya
sözlerinde muhabbetin yaşıyor
taşlar yağsa üstlerine ey Nebi (a.s.m.)
taifteki şefkatin var
kovulsalar yurtlarından medineye hicretin var
terkedilse bir kösede
dost olarak himmetin var
Sıddık (r.a.)gibi sadıkların
Ömer(r.a.) misali adillerin
Osman(r.a.) yüzlü Ali(r.a.) sözlü yiğitlerin var
hem Kur’anın Sünnetin var
sana (a.s.m.) köle olanların gül çehrene dalanların sevdası var içimde
her birinin gözlerinde Aişe(r.a.) yüreğinde Fatımalar (r.a.)yaşıyor
taşlar yağsa üstlerine ey Nebi (a.s.m.)
taifteki şefkatin var
kovulsalar yurtlarından medineye hicretin var
terkedilse bir kösede
dost olarak himmetin var
Sıddık (r.a.)gibi sadıkların
Ömer (r.a.)misali adillerin
Osman(r.a.) yüzlü Ali (r.a.)sözli yiğitlerin var
hem Kur’anın Sünnetin var

Sana (a.s.m.) aşık olanların
Sana (a.s.m.) aşkla yananların sevdası var içimde
her birinin gözlerinde bir Mekke
yüreğinde bir Medine yaşıyor
Sana (a.s.m.) hasret duyanların
yalnız Seni (a.s.m.) ananların özlemi var içimde
gözlerinde Senden (a.s.m.) kalma bir haya
sözlerinde muhabbetin yaşıyor

SANA DAİR

Image Hosted by ImageShack.us
Ne bir ressamın fırçasında şekillenir,
ne bir filozofun felsefesinde hayat bulur,
ne bir matematikçi bendeki tekligini bulur,
ne bir tarihçinin ellerinde kaybolur anlatılmaz sevdam…
Ne bir annenin cocuguna duydugu sevgi gibi,
ne bir bülbülün güle olan aşkı gibi degil,anlatılmaz sevdam…
Gecenin en olmaz saatinde,
sabahın güne merhaba dedigi ilk vakitte ben seni arıyorum,
semada zikre gark olmuş meleklerin duasıyla,
duama amin diyen CEBRAİL ALEYHİSSELAMLA ben seni arıyorum.
Öyle benden öyle içtenki çözemiyorum…
O ilk bakış beni benden eyledi,
askın yaktı beni hasretin kül eyledi,
yüregime adın,nakış nakış bir nazarla yer eyledi,
sevdan nalan,nurun geceme ışık eyledi,öyle sevdiki gönül anlatılmaz sevdam…
Asi nefsim boyun büktü,
yüregim yaradanın büyüklügünü gördü,
dudaklar konuştu tövbeler günahı örttü,
herşey Hakta birleşti batıllık yere çöktü,
umuttur yolun,anlatılmaz sevdam…
Herşeyi seninle ögrendim,
bir baba sevgisini seninle tattım.
Bir amaca tutunup kalmayı,
dünyanın süsüne takılmamayı,
ezan sesinde aglamayı herşeyi sevdanla anladım.
Tüm şüphelerden arınmış bir yürek taşıyorum,
en temiz,en çıkarsız halimle ben seni yaşıyorum.
Aşkıma son yok,
kararlıyım,
olmasada sonu varamasamda sana,
anlatamasamda sevdamı
sen bilirsin GAVSIM bu aciz insanı…
Okumaya devam et

Sakın Terk-i Edebden

Sakın terk-i edebden kûy-ı Mahbûb-i Hudâ’dır bu

Nazargâh-i ilâhidir, Makam-ı Mustafâ’dır bu

Sakın edebi terk etme.

Felekde mâh-i nev, Bâbüsselâm’ın sîne-çâkıdır

Bunun kandili Cevzâ, matla’-i ziyâdır

Habib-i Kibriyâ’nın hâbgâhıdır fazilette

Tefevvuk-kerde-i Arş-ı Cenâb-ı Kibriyâ’dır bu.

Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-i adem zâil

Amâdan açdı mevcûdât düş ceşmin tûtiyâdır bu.

Muraât-ı edep şartıyla gir Nâbî bu dergâha

Metâf-ı Kudsiyandır cilvegâh-ı enbiyâdır bu Ey Nâbî

Nabî

Açıklaması
ve yazılış hikayesi Okumaya devam et

ne güzel [mustafa cihat]


buraya TIKLAYARAK dinleyebilirsiniz eseri…
düşüp bir gün yollara
vurup aşkı dağlara
kutlu dost diyarına
çekip gitmek ne güzel

derdi atıp ardına
yardan geçip uğruna
bu şehri son bir defa
yakıp gitmek ne güzel

gayrı gidelim can artık kutlu ellere
sabır bitti can tükendi yaşlı gözlerde


bir ömür boyu beklemişim
derdi derde eklemişim
üstüne yar sevmemişim
şimdi vuslat ne güzel…