Category Archives: Uncategorized

bir sene

hayatım çok garip

benim için çok önemli birkaç olay oldu hayatımda ve hepsini 1 seneyle kaçırdım

evet bir sene

neymiş bu bir sene ya hu

üzülüyorum ama elden bir şey gelmez

eğer o bir seneyle kaçırmalarım olmasaydı şimdi daha mutlu olacaktım

şimdi mutlu değil miyim mutluyum elhamdülillah

ama işte o bir seneler…

Allah (cc) şimdiden sonra güzellikleri kaçırmamamı nasip etsin

amin

 

hatırlatma


insanların kendilerini hatırlatması gerekir hayatta.
sevdiyse söylemesi gerekir.
kızdıysa sebebini yüzüne vurması…
dostsa yanında olması gerekir.
üzdüyse özür dilemesi…

konuş ey insanoğlu konuş !

ramadanas

tas

bismillahirrahmanirrahim

Ama, bütün bunlardan sonra kalpleriniz katılaştı; kaya gibi hatta daha da sert oldu; Çünkü, unutmayın, öyle kayalar var ki içinden ırmaklar fışkırır; ve öylesi de var ki, yarıldığında içinden su çıkar; bazısı da Allah korkusuyla (yerinden kopup) aşağı yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir!

bakara suresi 74

amenna…

KURBAN BAYRAMIMIZ MUBAREK OLSUN

walou…

Mirac Gecesi

Mirac gecesi yaklaşırken Receb Ayı’nın da sona ermesi hüzünlendiriyor insanı. inşaAllah bir daha ki Receb’i görürüz.
Mirac gecesi bu Pazar gecesi.Mirac denince zorluklardan kolaylığa çıkmayı,üzüntüden sevince ulaşmayı anlarım. en zor günlerinde Rabbiyle görüşmekle Şereflendirilen Hz. Peygamberimizi aleyhisselatu vesselam ve beraberindeki hediyeleri.
Allahu Teala Mirac’ımızı mubarek eylesin.
her namazda Mirac’ı yaşamak bizlere nasip eylesin.Mirac ile beraber üstümüzdeki üzüntüler sıkıntılar kalksın ve tüm islam dünyasına nur yağsın zulümler bitsin.
dua her daim dua…
dua ile…

RAMAZAN MUBAREK GELDİ!

Esra ÜNVER’in tesbitleri

Selamhaber.com’un başörtüsü mağduru yazarı, Esra Ünver yıllardır devam eden, binlerce müslüman hanımın hayatını zindan eden zulmü analiz etti… İşte ülkece ağlanacak halimiz…

Gözyaşlarıyla ıslanan onurlu BAYRAK

Mirac

bismillah…
esselatu vesselamu aleyke ya RasulAllah…
Mirac gecemiz mübarek olsun
dualarımızda İslam aleminin huzurunu
mutluluğunu
barış içinde olmasını
madden ve manen zengin olmasını
Kur’an’ın Peygamberimiz’in aleyhisselatu vesselam yolunda gitmeyi
isteyelim inşaAllah
hastalara şifa dertlilere deva borçlulara eda ihsan etsin Allahu Teala…
her namazımız miracımız olsun
mirac ta verilen hediyelere sahip çıkalım.
Cennetle müjdelenen kullar olalım
Efendimiz aleyhisselatu vesselam a da bolca selavat getirelim.
wesselam

İstanbul’un Fethi

Osmanlı sultanlarından İkinci Mehmed Hanın, 29 Mayıs 1453’te, Bizans İmparatorluğunun başşehrini alması. Türk-İslâm mefkûresinde çok önemli bir yer işgal eden İstanbul’un fethi, İslâmiyet’le birlikte ortaya çıkan mukaddes bir ideal, bir kızıl elma, yani yüce bir gayedir. Bu ulvî gaye uğruna önce Araplar, sonra da Türkler, İstanbul surları önünde seve seve can verdiler ve şehadet mertebesine kavuştular.İstanbul, 1453 tarihine kadar birçok defalar, çeşitli millet, devlet ve topluluklar tarafından kuşatılıp, işgal edildi. Peygamber efendimizin; “İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel hükümdar ve onun askerleri ne güzel askerlerdir” hadîs-i şerîfi, bütün İslâm hükümdar ve kumandanlarının bu şehri fethetmek arzu ve gayretlerini harekete geçiriyordu. Müslümanlar, “Feth-i Mübîn”i gerçekleştirmek için pek çok teşebbüste bulundular.

Onuncu yüzyılda, en son ve mütekâmil din olan İslâmiyet’i büyük topluluklar hâlinde kabul eden Türkler, aynı şevk ve imanla, İstanbul’un fethini ulvî bir gaye olarak benimsediler. Danişmendnâme’deki gazâ menkıbeleri ve kahramanlık destanlarını okuyarak maneviyatlarını yükselten Türkler, askerî ve siyasî harekâtlar için hazırlanıyorlardı. On birinci yüzyıldan itibaren Anadolu’ya yapılan Selçuklu akınlarının hedefi, İstanbul yolunu tutmaktı. 1071 Malazgirt Zaferi ile Anadolu’ya yerleşen Türkler, iki yıl sonra Marmara Denizinden başka, Boğaziçi’nin Anadolu sahillerine kadar bütün yerlere hakim olup, İstanbul’u tehdide başladılar. Bizanslılar, Papa dahil bütün Hıristiyan devletlerden, Türk-İslâm fütuhatına karşı her türlü yardım talebinde bulundular. On birinci yüzyılın sonlarında, Papalığın öncülüğünde, Hıristiyanlığın mukaddes beldelerini Müslümanlardan kurtarmak ve Türkleri Anadolu’dan atmak için yapılan Haçlı seferleri, İstanbul’un fethini geciktirdi.

Osman Gazi (1281-1326) tarafından kurulan Osmanlı Devleti, hükümdar ve askerleri, hadîs-i şerîflerle müjdelenen ulvî gayeyi gerçekleştirmek şerefine mazhar olmak arzusuyla faaliyetlerde bulundular. Osman Gâzinin, ölüm döşeğinde oğlu Orhan Gazi‘ye; “İstanbul’u al gülzâr et” diyerek vasiyette bulunması, İstanbul’un, gönlünde nasıl yer ettiğini göstermesi bakımından pek mânidardır.

İstanbul fethinin “ilâhî bir vaad” olduğu inancını taşıyan Osmanlılar, ısrarla bunun üzerinde durdular. Okumaya devam et

52-56 Yaş

Medine, Peygamberimizin hicretine kadar Yesrib adını taşıyordu. Hicretten sonra ise Medine adını aldı. Hicretten sonra Müslümanlar, Peygamberimizin emriyle bir mescit inşasına başladılar. Medine’nin ilk camisi olan bu mescidin inşasında Peygamberimiz de bizzat çalıştı. Bu mescide Mescid-i Nebevî adı verilmiştir.

Ashâb-ı Suffa

Mescid-i Nebevî’nin bir kısmında, Medine’de ne aşireti ne de akrabaları bulunan, Kur’ân ilmi tahsil eden talebeler kalmaktaydı. Bunlara Ashâb-ı Suffa denilirdi. Vakitlerini Resûl-i Kibriyâ’nın huzurunda geçiren bu mübarek zümre, Efendimizden daima feyiz alırdı. Peygamber Efendimiz tarafından tespit edilen muallimler, bu talebelere Kur’ân öğretirdi. Bunlardan yetişenler, Müslüman olan kabilelere Kur’ân’ı öğretmek ve İslâm’ı anlatmak için gönderilirdi.

Peygamberimizin katılmadığı seferlere seriyye denilmiştir. Resûl-i Ekrem Efendimiz Medine’ye hicret ettikten sonra her tarafaseriyyeler göndermeye başladı. Hicretin ilk senesi ticari amaçla yapılan bu tarz seriyyelerle geçti.

Hicretin 2. senesinde kıblenin yönü değiştirildi. Daha önce Kudüs’teki Beytü’l-Makdis’e doğru namazlarını kılan Müslümanlar bu seneden sonra Kâbe’ye yönelmeye başladılar.

Bedir Muharebesi
Okumaya devam et