Category Archives: necip fazıldan

Sağlık…

elhamdülillah geç olmadan anladım sağlığın çoook önemli bir şey olduğunu.

günlük yaşantımızda kendimizi o kadar yıpratıyoruz ki…kendmizi için başkaları için durmadan çalışan bedenimiz pes diyor sonunda.ya bir hastalık çıkıyor ya da şu çağın hastalığı (ama bana göre hastalık olmayan) stres orataya çıkıyor.

bizim de ayağımıza bir rahatsızlık nasip oldu. hamdolsun bununla kalır inşaAllah.

ayaklarıyla insan neler yapıyor aman Allah ! değerini bilmiyoruz bedenimizin.

beden hep beden de Allahu Teala’nın bahşettiği hem bedene hem ruha sahip çıkmalı.

Allah o aklı fikri vere inşAllah.

Allahu Teala Ümmet-i Muhammed’in şifa bekleyenlerine(bize de ) Şafi’ adıyla şifa bahşetsin. amin.

Üstad’ın bir şiiriyle bitireyim :

“…

Yaram var, havanlar dövemez merhem;
Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem.
Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem;
Yollar ki, Allah’a çıkar, bendedir.

                                            necip fazıl”

Reklamlar

NEBİ


Hep ard arda perdeler, ötenin ötesinde;

O’na göründü Melek, bu dünya perdesinde. «İkrâ», vahyin ilk oku;

«İkrâ», bir emir: Oku!

Cevap: «Ne okuyayım?… Okur değilim ki, ben!»

Üç kere aynı emir ve karşılık… Peşinden,

Âyet âyet bir hitap:[size=3]

Allah’tan gelen kitap.

O’na Allah, «İsmiyle oku, diyor; Rabbinin!»

Marifete daveti, Kâinat Sahibinin…

Senin için, ey insan!

Büyük kerem ve İhsan….

Veren… «Uyuşmuş kana hayat ve hamle veren.»

Kilitleri açtıran, «ilmi kalemle veren»

Allah’tan kula ihtar…

Allah ismi anahtar!…

Heceletti, Mevlânın fermanını Cebrâil;

Ve alışınca O’nda âyetlere kalb ve dil,

Silindi birdenbire…

Hepsi bir anlık süre…

Ne o, melek kaybolmuş, gök yırtık ve yer batık!

Tecelli ki, önünde adım atılmaz artık.

Eşyada bir çökerti…

Aklı yakan ürperti…

Sırtında bir ağır yük, indiği dağdan üstün;

Evine koştu: «Sarın beni, sımsıkı örtün!»

Nebî girdi döşeğe

Ve gömüldü râşeye…

necip fazıl

Okumaya devam et

Çile

Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde…

Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

Ateşten zehrini tattım bu okun.
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna (yok) un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

Bir bardak su gibi çalkandı dünya;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

Ensemin örsünde bir demir balyoz,
Kapandım yatağa son çare diye.
Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
Yepyeni bir dünya etti hediye.

Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.

Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil;
Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..

Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
Deliler köyünden bir menzil aşkın,
Her fikir içimde bir çift kelepçe.

Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl?

Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,
Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
Selâm, selâm sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.
Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci kat gök, esrarını aç!
Annemin duası, düş de perde ol!
Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!
Uyku, kaatillerin bile çeşmesi;
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
Teselli pınarı, sabır memesi;
Size şerbet, bana kum dolu çanak.

Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
Sırrını ararken patlayan gülle?
Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
Karınca sarayı, kupkuru kelle…

Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş,
Mevsimden mevsime girdim böylece.
Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
Fikir çilesinden büyük işkence.

…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..

Evet, her şey bende bir gizli düğüm;
Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
Yetişir çektiğim mesafelerden!

Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.
Her gece rüyamı yazan sihirbaz,
Tutuyor önümde bir mavi ışık.

Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
Bir zehirli kıymık gibi, beynimde.

Lûgat, bir isim ver bana halimden;
Herkesin bildiği dilden bir isim!
Eski esvaplarım, tutun elimden;
Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?

Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
Arzı boynuzunda taşıyan öküz?
Belâ mimarının seçtiği arsa;
Hayattan muhacir, eşyadan öksüz?

Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
Bir zerreciğim ki, Arş’a gebeyim,
Dev sancılarımın budur kaynağı!

Ne yalanlarda var, ne hakikatta,
Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
Boşuna gezmişim, yok tabiatta,
İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..

Gece bir hendeğe düşercesine,
Birden kucağına düştüm gerçeğin.
Sanki erdim çetin bilmecesine,
Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

Açıl susam açıl! Açıldı kapı;
Atlas sedirinde mâverâ dede.
Yandı sırça saray, ilâhî yapı,
Binbir âvizeyle uçsuz maddede.

Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
İçiçe mimarî, içiçe benlik;
Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!

Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;
Suda ezel fikri, ebed duygusu.

Kaçır beni âhenk, al beni birlik;
Artık barınamam gölge varlıkta.
Ver cüceye, onun olsun şairlik,
Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.

Öteler öteler, gayemin malı;
Mesafe ekinim, zaman madenim.
Gökte saman yolu benim olmalı;
Dipsizlik gölünde, inciler benim.

Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak…

(1939)

Necip Fazıl Kısakürek

BEKLENEN

 

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

necip fazıl

örümcek ağı

 

 

duvara bir titiz örümcek gibi
ince dertlerimle işledim bir ağ.
ruhum gün boyunca sönecek gibi
şimdiden ediyor hayata veda.

kalbim yırtılıyor her nefesinde
kulağım ruhumun kanat sesinde
eserim duvarın bir köşesinde
çıkamaz göğsümden başka bir seda.

necip fazıl

kül oldum…

Image Hosted by ImageShack.us

Allah, Resul aşkıyla yandım, bittim, kül oldum!

Öyle zayıfladım ki, sonunda herkül oldum.

(Necip Fazıl)

mahşere kaldı…

Image Hosted by ImageShack.us

Ey gönül, gidenden ümidini kes!

Kaçan bir hayale benziyor herkes,

Sanki kulağıma gaipten bir ses,

Buluşmalar kaldı mahşere diyor.

(Necip Fazıl)